Musa Pegamber

Musa (Arapça: موسى, İbranice: מֹשֶׁה Móše) İbrani peygamber,İslam Hristiyanlık Yahudilikdinlerinde ve Bahai inancından peygamber kabul edilir. [[Tevrat], Allah tarafından Musa’ya indirilmiştir. Kızıldeniz’i mucizevî bir şekilde âsâsıyla yararak İsrailoğulları’nı Mısır’dan çıkarmış, Firavun ve ordusuİsrailoğulları’nın peşinden gelirken Kızıldeniz’de boğulmuşlard

Dinî metinler

Musa’nın hayatı ile ilgili kaynak alınan belgeler dinî metinlerdir. Bunlar Tevrat’ın Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye bölümleri ile Kuran-ı Kerim ayetleridir.

Hayatı

Çıkış ve Tekvin’e göre; İsrailoğulları Mısırlı yerliler ile birlikte Nil Deltası’nın doğusunda yaşıyorlardı.Burada ağır işlerde köle olarak çalıştırılmaktaydılar.

Musa, İmran’ın oğludur, Levi kabilesindendir, Yakup’un soyundan gelir ve Annesi Yocheveddir. Kızkardeşi Meryem, erkek kardeşinin adı ise Harundur.

Musa doğduğu sırada Mısırda İsrailoğulları köle olarak en ağır işlerde çalıştırımaktaydı.İsrailoğulları atalarının toprakları olan Kenan illlerine gitmek istedi iseler de Firavun onları bırakmadı. Kur’anı Kerim’e ve Tevrat’a göre: Bir gün Firavun gördüğü bir ruya üzerine İsrailoğullarından doğan bütün erkek çocukların öldürülmesini emretti. Bu hadise Kur’an ve Tevrat’ta yer almaktadır.Bunun üzerine çocuklar öldürülüp Nil Nehrine atıldı.

Ancak erkeklerin azalması bazı işlerin aksamasına sebep oldu ve bunun üzerine Firavun çocukların bir sene öldürülüp bir sene öldürülmemesini emretti.

Musa, çocukların öldürüldüğü sene dünyaya geldi. İmran ve Yocheved ona yalnızca üç ay bakabildi. Kur’ana göre Musa’nın annesine: “Çocuğu emzir, başına geleceklerden korktuğun zaman onu suya (Nil’e) bırak. Korkma, üzülme. Biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız” denmiştir. Annesi Musa’yı zift ile birbirine yapıştırılmış otlardan oluşan bir muhafaza içerisinde Nil Nehrine bırakır. Musevi kaynaklara göre firavun’un kızı Thermuthis ancak Kuran-ı Kerim’e göre karısı Musa’yı bulur ve saraya alır.

Ancak çocuğun İbranî olduğu kısa sürede anlaşılır. Musa’nın ablası onu emzirecek bir İbranî aile bildiğini söyler ve onu gerçek annesine geri götürür.

Firavun çocuğu bir İbranî olduğu için istemez. Ancak çocuğu daha sonra kabullenir. Bu vak’a Kuran’da şöyle anlatılır: “Firavun’un karısı dedi ki: “Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz. “Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi. Musa kendi annesi tarafından emzirildikten sonra saraya geri gelir ve ona “çekip çıkarılma” anlamına gelen Musa ismini verir

İsmi

Tevrat ile Kuran-ı Kerim’e göre Musa “çekmek/çıkarmak” (sudan) anlamına gelmektedir.

Bir diğer inanışa göre Mısırlı bilginler ona Mısırlı dilinde “den olma”, “oğul” anlamına gelen Moses ismini vermesini tavsiye etmişlerdir.

Mısır: Salgın hastalıklar ve toplu göç


Allah Musa’ya İsrailoğulları’nı firavunun köleliğinden kurtarma görevi verir. Ona bir âsâ verir ve Musa bu âsâ ile lüzumunda içinden yılan çıkarma, hastaları iyileştirme ve nehrin suyunu kan rengine çevirme gibi çeşitli mucizevî işler yapar Kuran’a göre Musa Firavun’u İsrailoğullarını bırakması ve Allah’a iman etmesi yönünde davet eder.Ancak o bu daveti kabul etmez

Musevilik’te ve Hıristiyanlık’ta Musa

Museviliğin kutsal kitabı Tanah’ın bir bölümünü meydana getiren Tevrat (Tora), Hristiyanlığın kutsal kitabı Kitab-ı Mukaddes’in Eski Ahit kısmında da bulunmaktadır. Bu sebeple Musevilikteki ve Hıristiyanlıktaki Musa bahsi aynıdır.

İslam’da Musa

Musa İslamiyet’e göre peygamberdir. Tevrat, Allah tarafından Musa’ya indirilmiş, Sina yarımadısında, Eymen vadisinde, Tur dağında kavmine “on emir” adı altında Allah’ın şeriatını bildirmiştir

Hz. Musa Peygamber

Hz. Musa da Kuran’ın birçok yerinde başından geçen olaylar anlatılan bir peygamberdir. Kendisine kutsal kitaplardan biri olan Tevrat gönderilmiştir. Fakat Tevrat, Musa Peygamberin ölümünden sonra insanlar tarafından değiştirildiği için günümüzde asıl hali bulunmamaktadır. Ama değiştirilmiş şeklini Museviler hala kutsal kitap zannederek okumaktadırlar. Günümüzdeki Musevilerin okuyup inandıkları bu kitap, Musa Peygamberin getirdiği kutsal kitap olmadığı için onlar doğru bir inanışa sahip değildirler.

Tevrat, Musa Peygamberden sonra bazı kötü niyetli insanlar tarafından değiştirilmiştir. Bu nedenle günümüzde okunan Tevrat Allah’ın Hz. Musa’ya gönderdiği orijinal halinden çok farklıdır.

Biz Hz. Musa’nın yaşamı ve güzel ahlakı ile ilgili tüm bilgileri Kuran’dan öğreniriz. Kuran’da bildirildiğine göre, eski Mısır hükümdarlarına “firavun” denirdi. Bunların bir çoğu Allah’a inanmayan, kendilerini kutsal bir kişi gibi gören, çok kibirli insanlardı. Musa Peygamberi de Allah bu firavunların en zalimlerinden birisine göndermişti.

Hz. Musa’nın hayatından bize haberler veren ayetleri okurken üzerinde durulması gereken önemli bir konu, kaderdir. Hz. Musa’nın Firavun’un sarayına gönderilişi şöyle olmuştur:

Tam Hz. Musa’nın doğduğu sırada, Firavun zalimce bir emir vermiş ve ülkesindeki tüm erkek çocukların öldürülmesini istemiştir. Hz. Musa da ölüm tehlikesiyle karşılaşmıştır. Ancak Allah Hz. Musa’nın annesine oğlunu suya bırakmasını söylemiş ve sonunda onu Firavun’un alacağını ve onun kendisine geri dönüp peygamber olacağını bildirmişti. Annesi Hz. Musa’yı bir sandığın içine yerleştirerek suya bıraktı. Nehirde başıboş ilerleyen bu sandık bir süre sonra Firavun’un karısı tarafından bulundu ve Hz. Musa daha bebekken büyütülmek üzere saraya alındı. Böylece Firavun, ileride kendisine Allah’ı anlatacak, yanlış fikirlerine karşı koyacak olan insanı, bilmeden yanına almış ve büyütmüştür. Herşeyi bilen Allah, Firavun’un Hz. Musa’yı nehirde bulup, onu sarayında yetiştireceğini de bilmektedir.

Mısır hükümdarlarına “firavun” denirdi. Bunların bir çoğu Allah’a inanmayan, kendilerini kutsal bir kişi gibi gören, çok kibirli insanlardı.

Hz. Musa doğduğunda onun bir sandık içinde suya bırakılacağı, Firavun’un onu bulacağı, sonunda ise Hz. Musa’nın bir peygamber olacağı belliydi. Çünkü Allah onun kaderini öyle belirlemişti. Allah bunu Hz. Musa’nın annesine bildirdi.
Burada Hz. Musa’nın hayatındaki tüm detayların en ince ayrıntısına kadar Allah Katında kaderde belirlenmiş olduğuna ve aynen takdir edildiği gibi gerçekleştiğine dikkat etmek gerekir.

Hz. Musa büyüdükten sonra Mısır’dan ayrıldı, bir süre bir başka ülkede yaşadı ve sonra da Allah onu peygamber olarak görevlendirdi. Ve Musa Peygambere yardımcı olarak kardeşi Hz. Harun’u gönderdi.

İsrailoğulları Mısır’da Firavun yönetimi tarafından köleleştirilmişlerdir. Yukarıda ağır işlerde çalıştırılan insanlar görülüyor.

İkisi birden bu zalim Firavun’un karşısına çıkıp Allah’ı ve O’nun emirlerini anlattılar. Musa Peygamberin yaptığı çok zor bir işti. Çünkü Allah’ı inkar eden çok zalim bir hükümdarın karşısına çıkıp çekinmeden onu, Allah’ı tanımaya ve O’na ibadet etmeye çağırmıştı. Kuran’da Hz. Musa’nın bu daveti şöyle anlatılmaktadır:

Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa’yı ayetlerimizle (sözlerimiz-delillerimizle) Firavun’a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

Zalim Firavun, Musa Peygambere inanan topluluğu esir tutuyor, onları köle olarak çalıştırıyordu.

Musa dedi ki: “Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (yani bütün herşeyi yaratıp düzenleyenden) bir elçiyim.”

“Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah’a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını (Musa’nın kendi toplumu) benimle gönder.” (Araf Suresi, 103-105)

Firavun ise kendini beğenmiş ve kibirli bir insandı. Bütün gücün kendinde olduğunu zannedip Allah’a başkaldırmıştı. Halbuki Firavun’a o gücü, malı ve toprakları veren de Allah’tır. Ama Firavun akılsız olduğu için bu gerçeği anlayamamıştır.

Firavun’un bütün inananları yok etmeyi düşündüğü anlaşılınca iman edenler Hz. Musa önderliğinde Mısır’dan kaçtılar.

Hz. Musa’ya karşı çıkan ve iman etmeyen Firavun, daha önce de söylediğimiz gibi, çok zalim bir insandı. Musa Peygambere inanan topluluğu (İsrailoğulları) esir tutuyor, onları köle olarak çalıştırıyordu. Sonunda Firavun’un Hz. Musa’yı ve bütün inananları yok etmeyi düşündüğü anlaşılınca bu topluluk Hz. Musa önderliğinde Mısır’dan kaçtı. İsrailoğulları ve Hz. Musa, önlerine çıkan denizle arkalarından gelen Firavun’un ordusu arasında kaldılar. Ama Musa Peygamber böyle çaresiz gibi görünen bir durumda bile asla umudunu ve Allah’a güvenini kaybetmedi. Allah, bir mucize yaratarak inananların geçmesi için denizi ikiye yardı ve denizde bir yol açtı. Bu, Allah’ın Musa Peygambere verdiği büyük mucizelerden birisidir. İnananlar geçince deniz kapandı, onları takip eden Firavun ve ordusu ise suda boğuldular.

Allah Kuran’da bu mucizevi olayı şöyle bildirmektedir:

Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi. (Enfal Suresi, 54)

Hz. Musa ve yanındakiler önlerine çıkan denizle, arkalarından gelen Firavun’un ordusu arasında kaldılar. Ama Musa Peygamber asla umudunu ve Allah’a olan güvenini kaybetmedi. Allah, inananların geçmesi için denizi ikiye yardı ve denizde bir yol açtı. Bu, Allah’ın Musa Peygambere verdiği büyük mucizelerden birisidir. İnananlar geçince deniz kapandı, onları takip eden Firavun ve ordusu ise suda boğuldular.

Tam öleceğini anladığı sırada Firavun Allah’a inandığını söyleyerek kendisini kurtarmasını istemiştir. Fakat son andaki bu pişmanlığı fayda etmemiştir. Çünkü Allah, yaptığımız hatalardan ancak samimi olarak pişman olursak bizi affedeceğini bildirmiştir. Allah çok bağışlayıcıdır. Ama insanın tam öleceğini anladığı sıradaki pişmanlığı, samimi ve zamanında duyulan bir pişmanlık olmadığından fayda etmeyebilir. Firavun’a da böyle olmuştur. O halde bizim unutmamamız gereken şudur: Hayatımız boyunca Allah’ın hoşnut olacağı şekilde yaşamalı ve Firavun’un düştüğü hataya düşmemeliyiz. Çünkü hayatımızı Kuran’a uygun güzel bir ahlakla geçirmezsek, Kuran’da emredilenleri yapmazsak, ölüm anında pişman olmamız fayda etmeyebilir.