Sakarya Meydan Muharebesi
Oca 6th
Sakarya Meydan Muharebesi:
| Sakarya Meydan Muharebesi | |||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
Sakarya Savaşı (Sergey Prisekin) |
|||||||
|
|||||||
| Taraflar | |||||||
| Kumandanlar | |||||||
| Güçler | |||||||
| 120.000 er, 3.780 subay, 57.000 tüfek, 2.768 makinalı tüfek, 386 top, 1.350 kılç, 3.800 hayvan, 600 adet 3 tonluk kamyon, 240 adet 1 tonluk kamyon, 18 uçak | 96.326 er, 5.401 subay, 54.572 tüfek, 825 makinalı tüfek, 196 top, 1.309 kılıç, 32.137 hayvan, 1.284 araba, 2 uçak | ||||||
| Kayıplar | |||||||
| 3.758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp | 5.713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp | ||||||
|
Yunan – Batı Cephesi
|
|
|---|---|
| İzmir’in İşgali – Aydın Savunması – Gediz Muhabereleri – 1. İnönü – 2. İnönü – Kütahya-Eskişehir – Sakarya – Büyük Taaruz – İzmir’in Kurtuluşu |
Sakarya Meydan Muharebesi Kurtuluş Savaşı’ndaki Atatürk tarafından çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelen Melhame-i Kübra ifadesi ile anılan muharebe.
Arkaplan
Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Yunan General Trikopis tarafından Yunan ordularına Ankara’ya harekat emri verilmişti. Savaşı Yunan tarafı kazanırsa TBMM, Sevr Antlaşması kabul etmek durumunda kalacaktı. Öte yandan yirmi dört tümen Rus askeri Kafkaslarda bu savaşın sonucunu beklemekteydi. Savaşı Türklerin kaybetmesi halinde Sevr hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilecekti.
Gelişimi
TBMM Ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebelerindeki hezimetinden sonra cephe kritik bir duruma düşmüştü. Cepheye gelerek durumu yerinde gören TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Reisi Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla arada büyük bir mesafe bırakılarak Sakarya Nehri’nin doğusu’na çekilmesine ve savunmayı bu hatta devam ettirmesine karar verdiler. TBMM, 3 Ağustos 1922‘de Genelkurmay Başkanı Mirliva İsmet Paşa‘yı azlederek, aynı zamanda Başvekil ve Milli Müdafaa Vekili de olan Fevzi Paşa’yı bu makama da atandı.22 Temmuz 1921′de Sakarya Nehri Doğusu’na çekilmeye başlayan TBMM ordusu, güneyden kuzeye 5′nci Süvari Kolordusu (Çal Dağı güneyinde), 12 nci, l nci, 2 nci, 3 ncü, 4 ncü Gruplar ve Mürettep Kolordu l nci hatta olacak şekilde tertiplendi.
14 Ağustos’ta ileri harekata geçen Yunan ordusu ise, 23 Ağustos’tan itibaren 3′ncü Kolordusu ile Sakarya Nehri doğusundaki TBMM Kuvvetlerini tespit, l’nci Kolordusu ile Haymana istikametinde, 2 nci Kolordusu ile Mangal Dağı güneydoğusunda kuşatıcı taarruza başladı. Fakat bu taarruzlarında başarısız oldular.
Kuşatma taarruzunda başarı sağlayamayan Yunan kuvvetleri, siklet merkezini ortaya kaydırarak savunma mevzilerini Haymana istikametinde yarmak istedi. 6 Eylül’e kadar süren yarma teşebbüsünde de başarılı olamayınca, bulunduğu hatlarda kalarak savunmaya karar verdi. Ancak TBMM ordusu’nun 10 Eylül’de başlattığı genel karşı taarruzla buna da mani olundu. Bu durumda Yunan ordusu için geri çekilmekten başka hal tarzı kalmıyordu. 13 Eylül’e kadar Sakarya Nehri’nin doğusunda tek Yunan askeri kalmadı. Sakarya’dan çekilen Yunan ordusu, Eskişehir-Afyon’un doğusu hattına kadar çekilerek, bu bölgede savunma için tertiplenmeye başladı.
Çekilen Yunan Ordusunu takip amacıyla harekata 13 Eylül 1921 itibariyle süvari tümenleri ve bazı piyade tümenleri ile devam edildi. Yine 13 Eylül 1921′ de Grup Komutanlıkları lağvedilerek Batı Cephesine Bağlı 1.,2.,3.,4.,5.Kolordular ve Kolordu Seviyesinde Kocaeli Grup Komutanlıkları kuruldu. Savaş, 22 gün ve gece sürmüş, 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etmiştir. Yunanlılar Ankara’nın 50 km kadar yakınından geri çekilmişlerdi
Muharebe sonrası
TBMM ordusu bu savaşta çok subay kaybetti. Ölü sayısı 5700, yaralı 17700, tutsak 415 idi. 9 Alay komutanı öldü. Yaralılar, Ankara’da hastaneler yetmeyince Çankırı’ya yaya olarak gönderildi. Yunan ordusunun kaybı daha da ağır idi. Subay ve er 15000 ölü verdiler. Yaralı sayısı 25000 kadardı. Yaklaşık olarak ordularının üçte birini kaybettiler.
Mustafa Kemal Atatürk ünlü “Hattı Müdafa yoktur, sathı müdafa vardır.Bu satıh bütün vatandır.” sözünü bu savaşa atfen TBMM’de söylemiştir.
Savaşın ardından Albay Fahrettin Altay, Albay Kazım Fikri Özalp, Albay Mehmet Selahattin Adil ve Albay Mehmet Rüştü Sakarya, Mirliva (Tuğgeneral)liğe terfi etmişlerdir. Mustafa Kemal’e ise TBMM tarafından mareşallik rütbesi ve gazi ünvanı verilmiştir.
Sultan Alaeddin Camii
Oca 4th
Sultan Alaeddin Camii
| Sultan Alaeddin Cami | |
| Yapı Bilgileri | |
| Konum: | Ankara Kalesi, Altındağ, Ankara |
| Ülke: | |
| yapım Tarihi: | 1211 – 1236 |
| Yaptıran: | I. Alaeddin Keykubad |
1211-1236 yılları arasında Selçuklu Sultanı tarafından bugün eski Ankara denilen Kaleiçi’nde yaptırılmış Ankara’nın ilk camisi.
1361 yılında Osmanlı padişahı Orhan Gazi, 1433 yılında Şerife Sümbül Hatun, 1954 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından olmak üzere üç büyük tamirden geçerek ilk orijinal özelliğini kaybetmiştir.
Caminin ilk yapıldığı yıllarda kale duvarına yakın olması sebebiyle duvarın rutubetlenmesiyle duvar yana kaydırılması mihrabın ise yerinde bırakılması ve yerine yeni mihrabın yapılması ile cami biri bahçede biri de içerde olmak üzere çift mihraplıdır.
Caminin ilk yapıldığı günden bugüne kalan orijinal tek parçası geometrik geçmeli olarak cevizden yapılan minberidir. Minberin yanında bulunan kitabede Ameli İbrahim Bin Ebubekir Rumi el Neccari yazmakta ve bu kişinin minberi yapan sanatkar olduğu düşünülmektedir. Yine minber kitabesinde yazan miladi 1178 tarihi ile minberin cami’den çok önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Minberin 15. asırda yapılan ikinci tamiratında kalan pencere kanadı ise Ankara Etnografya Müzesinde sergilenmektedir.
Silindirik tuğla gövde üzerine yumuşak beyaz taşla yapılan cami minaresi tek şerefeli ve 30 metre yüksekliğinmdedir.
Caminin giriş kapısının üzerinde iki Arapça kitabe bulunmaktadır. Sol taraftaki kitabe miladi 1361 yılı tarihlidir ve Türkçesi “Büyük efendimiz ulu Sultan (tanrı mülkünü ebedi kılsın) cemaatinden Lulu Paşa 763 (hicri) senesinde bu mübarek camiyi tamir etti ”. Sağ taraftaki kitabe ise miladi 1433 tarihli ve Türkçesi “ Tanrının mağrifeSelçuklu Sultanıtini dilemek için bu kutlu mescidi Mehmet Han oğlu Murat Han saltanatı günlerinde Şerife Sünbül Hatun 837 (hicri) yılında tamir ettirdi “ yazıları bulunmaktadır.
Eserin yarısı ahşap malzemelerden yapılmıştır. Kerpiç duvarlardan meydana gelen esas ibadet mekanı dikdörtgen plan teşkil etmektedir. Kuzeyde bütün cephe boyunca uzanan vedoğu yana doğru bir çıkıntı Roma menşelispoli stunlar üzerinde ahşap malzemelerden yapılmış bu günkü kadınlar mahfilinin ek kısmını meydana getirmektedir. İki sıra destek sistemi ile taşınan bu kısmın doğuyönüne ilave edilen iki stunla takviye edildiği görülmektedir.
TARİHİ CAMİLER
Aksaray Ulu Camii • Arap Camii • Bayezid Camii • Bayezid Paşa Camii • Burmalı Minare Camii • Bursa Ulu Camii • Divriği Ulu Camii • Doğramacızade Ali Sami Paşa Camii • Eyüp Sultan Camii • Hacı Bayram Camii • Hırka-i Şerif Camii • Hoşkadem Camii • İsa Bey Camii • Kocatepe Camii • Orhan Gazi Camii • Ortaköy Camii • Ömer Paşa Camii • Rüstem Paşa Camii • Sabancı Merkez Camii • Selimiye Camii • Sultan Alaeddin Camii • Süleymaniye Camii • Sultanahmet Camii • Yeni Valide Camii • Yeni Cami • Zağnos Paşa Camii
Ankara’nın İlçe Ve Köyleri
Ara 21st
Ankara’nın İlçe Ve Köyleri
Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti. Ankara ilinin merkezi olan şehir, Türkiye’nin en kalabalık ikinci, dünyanın ise en kalabalık kırk beşinci kentidir. Topraklarının büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Sakarya bölümünde yer alır. Türkiye’nin coğrafi merkezine yakın olduğu için, hem konum hem de işlev itibariyle Türkiye’nin kalbi benzetmesi yapılır. Ankara, kedisi, keçisi ve bu keçinin yünü, tavşanı, armudu, balı, çiğdemi ve Kalecik Karası denilen misket üzümü ile ünlüdür. Ortalama 890 m rakıma sahip olan kentin nüfusu, 2000 yılı sayımına göre 3.203.362 kişidir.Bilinen tarihi en az 10 bin yıl öncesine, Eski Taş Çağı’na ulaşan Ankara, Hattileri, Hititleri, Frigleri, Lidyalıları, Ahamenişleri (Persler), Makedonyalıları, Galatları (Keltler), Romalıları, Selçukluları ve Osmanlıları ağırlamış, Batı ve Doğu medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Geçmişte, Galatlar’ın bir boyu olan Tektosaglara ve sonrasında Friglere başkentlik eden kent, 1923′ten beridir de Türkiye Cumhuriyeti’ne başkentlik etmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu Ankara:
Ankara’nın 18. yüzyıldan kalma bir resmi. Bu anonim eser Hollanda’daki Rijksmuseum’dadır.Ankara’nın Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun eline geçmesi, Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1073 yılına rastlar. 12. ve 13. yüzyıllarda Selçuklu Sultanlarının da çabasıyla transit ticarette gelişme gösteren Ankara, önce Ahiler’e, ardından 1304′te göreli özerklik verilerek Osmanlı İmparatorluğu’na bağlandı. I. Murat zamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına bağlanan kentte, 1402 yılında Büyük Timur İmparatorluğu İmparatoru Timur ile Osmanlı İmparatorluğu Padişahı Yıldırım Bayezid arasında Ankara Savaşı yapıldı. Yıldırım Bayezid’in savaşı kaybetmesi ve Timur’a esir düşmesi sonucu Osmanlı Devleti, Fetret Devri denen bunalım ve iktidar boşluğu dönemine girdi. Ankara Savaşı’nda kent ve çevresi büyük ölçüde harap olmuş, Anadolu birliğini yeniden kuran II. Murat zamanında kent, yeniden onarılmıştır.1841 yılında Anadolu Eyaleti kaldırılıp yerine vilayetler kurulunca kent bir vilayet oldu.Ankara, Çorum, Yozgat, Kayzeri ve Kırşehir sancakları bu vilayete bağlandı. Ankara Vilayeti, varlığını 1922 yılında kadar sürdürdü.
Ankara’nın ilçeleri:
Ankara ilinin ilçeleri; Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ve Şereflikoçhisar’ dır.
Akyurt
Kent merkezine 33 km. uzaklıktadır. İlçeye bağlı Balıkhisar Köyüne 1 km uzaklıkta, M.Ö. 3000 yılı ortalarından itibaren yerleşime sahne olmuş, Eski Tunç Çağına ve sonrasına ait büyük bir höyük bulunmuştur.
Altındağ
Kent merkezine 1 km. uzaklıkta, Selçuklular , Osmanlılar ve daha eski medeniyetleri kapsayan ilçede; Ankara Kalesi, Augustus Tapınağı, Julianus Sütunu, Roma Hamamı, Cumhuriyet Anıtı, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Etnografya Müzesi, Kurtuluş Savaşı Müzesi ve Cumhuriyet Müzesi bulunmaktadır. Ayrıca Karacabey, Ahi Şerafettin, Hacı Bayram Veli Efendi, Karyağdı, Gülbaba ve İzzettin Baba Türbeleri ile Hacı Bayram, Aslanhane, Ahi Elvan, Alaaddin, Zincirli ve Kurşunlu camileri de ilçe sınırları içerisindedir.
Ayaş
Kent merkezine 58 km. uzaklıktaki Ayaş İlçesi kaplıcaları ile ünlüdür. Karakaya Kaplıcası ile 23 km. batısındaki Ayaş içmelerinin mineralli ve radyoaktifli suların sağlık açısından önemli bir zenginlik kaynağıdır. Karadere Bağlan, Ova Bağları, Arıklar Bağları, Kirazdibi Bağları ilçenin diğer tabiat varlıklarıdır.
Bala
Ankara’nın güneyinde yer alan Bala ilçesi sınırlarındaki, ilçeye 35 km uzaklıktaki Beynam Ormanları Balâ ilçesinin olduğu kadar Ankara’nın da önemli mesire yerlerindendir. Burası genellikle çam ormanlarıyla kaplıdır.
Beypazarı
Ankara’ya 99 km. mesafede olan Beypazarı ilçesinin tarihi Hitit ve Friglere kadar uzanmaktadır. Beypazarı’nın bir piskoposluk merkezi olduğu, adının önceleri Lagania, Anastasıopolıs olarak değiştirildiği tarihi eser ve haritalardan anlaşılmaktadır. Beypazarı, tarihi evleri, gümüş işçiliği ve havucu ile ünlü şirin bir ilçedir. Boğazkesen Kümbeti, Suluhan, Eski Hamam, Sultan Alaaddin Cami, Akşemseddin Cami, Kurşunlu Cami, Rüstem Paşa Hamamı, Gazi Gündüzalp Türbesi (Hırkatepe), Kara Davut Türbesi (Kuyumcutekke), Karaca Ahmet Türbesi, ilçe sınırları içerisinde olup görülmeye değer tarihi mekanlardır. İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan Tekke Yaylası, 44 km uzaklıktaki Karaşar beldesinde bulunan Eğriova Yaylası ve Gölü, Dereli köyü civarında peri bacalarını andıran yapılar ilçenin ilgi çekici yerleridir.
Çamlıdere
Ankara’nın kuzeybatısında yer alan Çamlıdere ilçesinin şehir merkezinden uzaklığı 108 km. dir. İlçede Selçuklu dönemine ait Peçenek Beldesinde bir Camii bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Bizans Dönemine ait mezar ve yerleşim yerleri kalıntılarına da rastlanılmaktadır.
Çankaya
Çankaya İlçesi, şehir merkezine 9 km. uzaklıktadır. Ankara’nın önemli ilçelerinden olan Çankaya İlçesi, ili merkezine yakın pek çok semti içine alır. Atatürk Orman Çiftliği, Eymir Gölü, Elmadağ Kayak Tesisleri, Ahlatlıbel Spor ve Eğlence Merkezi ilçe sınırlarındadır. Anıtkabir, Atatürk Müzesi, Atatürk Anıtı (Zafer Anıtı-Sıhhiye), MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi, Güvenlik Anıtı, Etnografya Atatürk Anıtı, Doğa Tarihi Müzesi, ODTÜ Arkeoloji Müzesi, Devlet Resim ve Heykel Sergi Salonu, Anıt Park, Botanik Bahçesi, Abdi İpekçi Parkı, Güven Park, Kurtuluş Parkı, Kuğulu Park, Milli Egemenlik Parkı, Ahmet Arif Parkı, 100. Yıl Kapalı Yüzme Havuzu, Belediye Buz Paten Sahası gibi spor alanları, Oyuncak Müzesi (Cebeci-Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi), Hitit Anıtı, Atakule, TBMM ilçenin başlıca turistik yerlerindendir.,
Çubuk
Çubuk, Ankara şehir merkezine 39 km uzaklıktadır. Aktepe’ de bulunan bir kale harabesi ve Karadana Köyünde Oyulu Kaya Mezarı Hitit kalıntılarıdır. Çubuk II. Barajı drenaj alanında bulunan ormanlık ile Karagöl mevkiinde bulunan ormanlık alanlar önemli mesire yerleridir.
Elmadağ
Kent merkezine 41 km. uzaklığındadır. Kökü Selçuklulara kadar uzanan halıcılık, el dokuması, kilim, heybe ve çantalar kültür zenginliklerini günümüze kadar getirmiştir.
Etimesgut
Etimesgut ilçesinin Ankara şehir merkezine uzaklığı 20 km. dir. Gazi Tren istasyonu ve Atatürk’ün İstanbul’a gidiş gelişlerinde uğurlandığı Etimesgut Tren İstasyonu tarihi yapı özellikleriyle dikkat çekicidir. Etimesgut’a adını veren Ahi Mes’ud, Ahi Elvan gibi Türk büyüklerinden, Ahi Elvan Hazretlerinin Türbesi Elvanköy’ de Elvanköy Cami avlusunda bulunmaktadır.
Evren
İl merkeziğne 178 km. uzaklığındadır. Çevrede rastlanan höyük ve kilise, kale kalıntıları bu yörenin İslamiyetten çok önceleri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. İlçe sınırları içerisinde Evren-Sarıyahşi yolu üzerinde Evren’ e 2 km. uzaklıkta bir höyükte bin yıla ait seramik kalıntılarına rastlanmıştır. Çatalpınar Köyünün 2 km güneybatısında bulunan Sığırcık Kalesi Geç Bizans ve Osmanlı Dönemine aittir.
Gölbaşı
Ankara’ya 20 Km. uzaklıktaki Gölbaşı ve çevresi Ankara’nın mesire, sayfiye, turizm ve sanayi bölgesi durumundadır. Mogan ve Eymir Gölleri, doğal güzelliği, temiz havası ve balık üretimi ile ilçeye turistik bir değer kazandırmaktadır. İlçe sınırlarında, İncek, Hacılar ve Tulumtaş köyleri arasındaki Karayatak Tepe Mevkiinde yer alan Tulumtaş Mağarasında görülmeye değer dikit, sarkıt ve sütunlar bulunmaktadır.
Haymana
Kent merkezine uzaklığı 73 km. olan Haymana kaplıcalarıyla dünyaca ünlüdür. Kaplıcaların tarihi Hititlere kadar uzanmaktadır. Hititlerden sonra Romalılar devrinde kaplıca tesisleri yeniden onarılmış, ayrıca kaplıcanın 1-1.5 km doğusunda halen harabeleri bulunan bir şehir kurularak, bu bölge bir su tedavi merkezi haline getirilmiştir.
Kalecik
Kent merkezine 71 km. uzaklıktaki Kalecik ve civarının ilk defa M.Ö. 3500-4000 yıllarında erken Kalkolitik Devirde iskan edilmiş olduğu tahmin edilmektedir. Hasbey, Saray, Tabakhane Camileri, Kazancıbaba, Alişoğlu Türbesi ile Kızılırmak üzerindeki Develioğlu Köprüsü ve Kalecik Kalesi belli başlı tarihi eserleridir.
Kazan
Kazan’ ın şehir merkezinden uzaklığı 45 km. dir. İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan kazılar sonucu çıkan birçok tarihi eser, çok değişik medeniyetler zamanında ilçe ve köylerinde yerleşim olduğunu göstermektedir.
Keçiören
Keçiören ilçesinin Ankara şehir merkezine uzaklığı 3 km. dir. Ankara’nın Merkez ilçelerinden biridir. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşına hazırlandığı ve karargah olarak kullandığı Ankara Eski Tarım Okulu bugün müze olarak Keçiören sınırları içerisindedir.
Kızılcahamam
İl merkezine 83 km. uzaklıkta bulunan Kızılcahamam Ankara’nın en yoğun orman örtüsüne sahip olan yerleşim yeridir. Maden suyu bakımından oldukça zengin olan Kızılcahamam’a 16 km uzaklıktaki Şey Hamamı Kaplıcası ülkenin önemli kaplıcaları arasındadır.
Mamak
Mamak ilçesinin şehir merkezine uzaklıgı 7 km. dir. İlçede kültür hizmetlerini yerine getirmek için şimdiki Belediye Başkanlık Binasının yer aldığı Konservatuar Binası bulunmaktadır. Ayrıca 75. Yıl Cumhuriyet Anfi Tiyatrosu, kültürel faaliyet varlıklarından sayılabilir.Tabiat varlıkları olarak Hatip Çayı, Bayındır Barajı ve önemli 4 mesire yerlerindendir.
Nallıhan
Nallıhan’ın şehir merkezine uzaklığı 161 km. dir.İlçe merkezi 1599′da Vezir Nasuhpaşa’ nın burada bir han yaptırmasıyla teşekkül etmiş, adını bu Han’dan almıştır. Halen çatısı yıkık olan Han ile birlikte cami ve hamam da yapılmıştır. İlçede, Uluhan (Köstebek) Köyünde 17. Yüzyılda inşa edilmiş olan Uluhan Cami de diğer önemli bir eserdir.
Polatlı
Polatlı ilçesinin şehir merkezine uzaklığı 78 km. dir. Bugünkü Polatlı’nın 20 m. kuzeybatısına düşen Yassıhöyük Köyü ve çevresi bölgede gerçek bir tarih başlangıcı sayılabilir. Bu çevrede 86 adet tümülüs ve kral mezarları ve kalıntıları ilçe merkezinde de tümülüs ve şehir kalıntıları bulunmaktadır.
Şereflikoçhisar
Şehir merkezine 148 km. uzaklıktadır. İlçede, Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü bulunmaktadır. Kuzeyinde bulunan Hirfanlı Baraj Gölünde balıkçılık yapılmaktadır. Tuz Gölü, Kurşunlu Camii, Koçhisar Kalesi ve Parlasan Kalesi, ilçenin tarihi ve turistik zenginliklerini oluşturur.
Yenimahalle
Yenimahalle’nin şehir merkezine uzaklığı 5 km. dir. Kent Merkezinde yeralan Yenimahalle’nin tarihini vurgulayan eserler arasında Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat tarafından 1222 yılında eski Bağdat Ticaret yolunun geçtiği Ankara Çayı üzerinde yaptırılan Akköprü sayılabilir. Tarihi özelliğini hala korumakta olan Köprü, 4 büyük, 3 küçük olmak üzere 7 kemerden oluşmuştur.
Ankara’nın köyleri:
İl: Ankara | İlçe Merkezi: Yenimahalle
Beldeler: Batıkent
Köyler:
Alacaatlı • Aşağıyurtçu • Balkuyumcu • Çakırlar • Çayyolu • Dodurga • Fevziye • Karacakaya • Memlik • Susuz • Şehitali • Yakacık • Yukarıyurtçu • Yuva
Ankara İlçeleri: Akyurt • Altındağ • Ayaş • Bala • Beypazarı • Çamlıdere • Çankaya • Çubuk • Elmadağ • Etimesgut • Evren • Gölbaşı • Güdül • Haymana • Kalecik • Kazan • Keçiören • Kızılcahamam • Mamak • Nallıhan • Polatlı • Sincan • Şereflikoçhisar • Yenimahalle
TURGUT ÖZAL başbakan ve cumhurbaşkanı
Ara 18th
TURGUT ÖZAL
Babası Malatya/Çırmıktı’lı Ünlüoğulları’ndan[6] Mehmed Sıddık banka memuru, annesi Hafize Hanım ilkokul öğretmeniydi.[7] Bir dönem sonra Silifke’ye taşındıktan sonra, pilot olmayı isteyen Özal eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlanınca bir kolu biraz daha kısa kalmış ve pilotluk hevesi de böylelikle sona ermiştir.[8]
Eğitimi [değiştir]
4 yaşındayken Bilecik’in Söğüt ilçesine taşınan Özal, ilköğrenim hayatına burada başladı. Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştiren Özal, ortaokulu Mardin’de bitirir. Mardin’de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi’nde eğitimine devam eden Turgut Özal bu dönem içerisinde kardeşi Korkut Özal da ona eşlik etmiştir. Son olarak Kayseri Lisesi’nde lise eğitimini bitiren Özal, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ni burslu olarak okur. 1950 yılında mezun olur. Mühendislik yapar ve sonra siyasete girer.
Aile Hayatı [değiştir]
Turgut Özal, ailesinin isteğiyle evlendiği Ayhan İnal’la 1952 yılında kısa süreli bir birliktelik yaşadı.[9] Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde sekreter olarak görev yapan Semra Yeyinmen[10] ile evlendi. Bu evlilikten sonra Ahmet, Zeynep ve Efe adında üç çocuk sahibi oldu
Kariyeri
.
Evlendikten sonra, Amerika’da ihtisas yapmaya giden Özal ekonomi branşında eğitim alır.
Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı (ya da Genel Direktör Teknik Müşaviri; kayıtlar arasında ikilem mevcut) olur ve Türkiye’de elektrifikasyon üzerine projelerde çalışır.
1958 yılında Planlama Komisyonu’nda sekreterya görevini yaptıktan sonra 1959 yılında Ankara Ordanat Okulu’nda yedek subay olur. Dönemin Devlet Su İşleri Genel Müdürü (ve 33 sene sonra 9. Cumhurbaşkanı seçilecek olan) Süleyman Demirel de, 27 Mayıs darbesinden hemen sonra askere alınır ve yedek subay öğrencisi olarak aynı kurumda çalışır. ANAP kayıtlarına göz gezdirecek olursak, Özal’ın ona komutanlık ve öğretmenlik yaptığını görebiliriz. Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluşunda çalışan Özal, 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel’in danışmanı olarak görev yapar. 1967 yılında DPT Müsteşarı olan Özal o dönem yaptığı yolsuzluklarla gündeme gelmiş, DPT’deki faaliyet ve düzenlemeleri dolayısıyla kendisi ve grubu “Takunyacılar” olarak anılmıştır.[6] 12 Mart 1971 darbesinden sonra 1973 yılına kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde danışman olarak çalışan Özal yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere birçok sektördeki, birçok şirket için yönetici olarak çalışır (Sabancı Holding’deki görevinin Genel Koordinatörlük olduğu ileri sürülmektedir).
1977 Genel Seçimleri’nde Milli Selamet Partisi’nden İzmir milletvekili adayı oldu; ancak seçilemedi[11]. 43. Hükümet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar vekilliği görevlerine getirildi. 24 Ocak Kararları’nın mimarı olarak görev yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülend Ulusu Hükümeti’nde ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığı görevine getirilir. Bu göreve getirildikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa etti.
Turgut Özal’ın başbakanlık dönemi, bir kardeşinin bakan, bir kayınbiraderinin bakan, bir kardeşinin milletvekili, oğlunun büroktrat ve IMF çalışanı ve bir çok akrabasının yüksek yerlerde olması ile dikkat çeker. [6] Turgut Özal Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hem DPT Müsteşarlığı hem de Başbakanlık Müsteşarlığı yapmış tek başbakanı ve cumhurbaşkanıd
Konya’nın ilçe ve köyleri:
Ara 13th
Konya’nın ilçe ve köyleri:
Konya ili, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesinde yer alan, etrafı Ankara, Eskişehir, Afyon, Isparta, Antalya, Karaman, Mersin, Niğde ve Aksaray illeriyle çevrili Türkiye‘nin yüzölçümü en büyük ilidir.
İle adını veren Konya şehrinin isminin Kutsal Tasvir anlamındaki “İkon” sözcüğüne bağlı olduğu iddia edilir. Mitolojide bu konuda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu hikâyelerden birinde anlatıldığı üzere, kente dadanan ejderhayı öldüren kişiye şükran ifadesi olarak bir anıt yapılır ve üzerine de olayı anlatan bir resim çizilir. Bu anıta verilen isim, İkonion dur. İkonion adı, zamanla İcconium’a dönüşür.
Roma döneminde İmparator adlarıyla değişen yeni adlar alır. Bizans kaynaklarında Tokonion olarak geçen şehre ve bölgeye verilen diğer isimler şöyledir: Ycconium, Conium, Stancona, Conia, Cogne, Cogna, Konien, Konia… Arapların Kuniya dedikleri Konya, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bir daha değişmeyerek günümüze kadar gelen ismine kavuşmuştur.
karasal iklim hüküm sürer yazları kuru ve sıcak kışları soğuk ve yağışlıdır. gece – gündüz arası sıcaklık farkı yazın 16-22 derece arasındadır.baharları ve kışları nemden dolayı bu fark 9-12 dereceye kadar düşer. kar ortalama 3 ay yerde kalır . çevresindeki sıcak – soğuk hava merkezlerinden çok etkilenir. iç anadolunun en güney bölgesinde yar almasına rağmen diğer içanadolu şehirlerinden daha serin veya daha soğuk olur.sebebi ise orta torosların deniz etkisini tamamen önlemesidir.konya 1. jeolojik zamanda anadoludaki tetis denizinin yükselerek yok olması nedeniyle tam bir deniz tabanı ovasına dönüşmüştür, düzlüğün asıl nedeni budur.ilkbaharda konveksiyonel(kırkikindi) yağışlar sıklıkla görülür en yağışlı ay nisan ve mayıstır. konya ikliminin diğer bir özelliği ise yazların çok geç başlaması kışların da çok geç bitmesidir.step ikliminin özelliği olan yaz kuraklığı türkiyedeki en kaliteli buğdayların yetişmesine neden olmuştur. baharda nem ve yağmurla yeşeren otlar yazın yerini kuruluk ve sıcaktan dolayı sarıya boyar. türkiyede sis yoğunluğu ve sis li gün sayısı en fazla olan il konyadır.nedeni ise konya ovasının bir çanak şeklinde bulunmasıdır.uzun zamanlarda ölçülen en düşük sıcaklık – 29 derece ; en yüksek sıcaklık ise 41 derecedir.en çok kar yağan ay şubat en soğuk ay ocaktır.en sıcak ay temmuz ve ağustosdur. diğer bir özellik ise yaz akşamları çevresinde bulunan dağlardaki yüksek basınç alanlarından; ovada bulunan alçak basın alanlarına esen rüzgardır.günlük sıcaklık farkının en belirgin özelliği de budur.ocak ayı sıcaklık oratalamas -0.5 ; temmuz ayı sıcaklık ortalaması ise 23 derecedir.türkiyenin en az yağış alan ili konyadır.
Karayoluyla, Ankaraya 3, Eskişehire 5, İstanbul’a 9, Adana’ya 4 saat uzaklıktadır. Ayrıca yapılmakta olan hızlı trenlerle bu saatler daha kısa olacaktır. İstanbul’dan başlayan tarihi Hicaz demiryolu hattı şehir merkezinden geçmektedir. Günümüzde demiryolu ulaşımı bu hattan sağlanmaktadır. İstanbul- Konya uçak seferleri de buradaki havaalanından sağlanmaktadır.
Konya, etliekmeği ile ünlüdür.Fırın kebabı da meşhurdur. Sac arası denilen bir tür hamur işi yiyecek ve düğün pilavı da yeme içme kültüründe özel bir yer tutar. Genel itibarla Konya mutfağı et yemekleri ve hamur işleri ile meşhurdur.Konya sadece yemekler ile değil kültürü ile meşhur bir ilimizdir fakat ne yaparsın eklememişler.
Konya’da, Selçuk Üniversitesi eğitim vermektedir.
Türkiye Bank Asya 1.Lig’inde mücadele eden Konyaspor, Konya şehrini temsil etmektedir. Ayrıca Selçuk Üniversitesi’nin basketbol takımı da Türkiye Basketbol 2.liginde Konya’yı temsil etmektedir.
. Konya, Türkiye‘deki en eski yerleşim birimlerinden biridir. Konya’da yerleşimin Prehistorik (Tarih öncesi) çağdan başladığı görülmektedir. Konya’nın merkezinde yer alan ve aynı zamanda bir Konya Ovası olan, Anadolu Selçuklu sultanı II. Alaeddin Keykubad‘a nisbetle Alaaddin Tepesi adı verilen suni tepe ve çevresinde yapılan araştırmalar sonucu, Prehistorik çağ içinde gerek Neolitik (Cilalı Taş Devri) ve Kalkolitik ve gerekse Erken Bronz Çağlarına ait kültürel bulgulara rastlanmıştır.
Yine Prehistorik çağa ait höyüklerden, merkeze 15 km mesafede yer alan ve Konya’nın bugünkü merkez Harmancık mahallesinde yer alan Karahöyük ve Konya Ovası üzerinde, bulunmuş en eski ve en gelişmiş Neolitik devir yerleşim merkezi olan Çatalhöyük bulunmaktadır.
Anadolu ve Suriye topraklarında büyük bir imparatorluk kuran Hititler Konya’ya da hakim olmuşlardır. Hititler’den sonra Frigler‘in egemenliğine giren Konya (Kavania) daha sonra Lidyalılar, Persler ve Büyük İskender‘in istilalarına uğramıştır. Sonraları Anadolu‘da Roma hakimiyeti sağlanınca Konya İconium olarak varlığını korumuştur.
Önemini Roma ve Bizans dönemleri boyunca korumuş olan şehir, Hristiyanlığın ilk yıllarında dini bir merkez hüviyeti de kazanmıştır. Aziz Paul Anadoludaki dinî seyahatleri sırasında Konya’ya da uğramıştır.
İslamiyetin doğuşuyla beraber Doğu Roma İmparatorluğu aleyhine büyüyen İslam Devleti, İstanbul’u hedef alan harekatları sırasında Konya üzerine de akınlar düzenlemişlerdir. Anadolu‘da ve Konya çevresinde ilk İslami oluşumlar bu devirde ortaya çıkmıştır.
1071 senesinde Malazgirt Ovası’nda yapılan Malazgirt Savaşı‘ndan önce Anadolu üzerine keşif harekatları düzenleyen ve Anadolu’yu tanıyan Büyük Selçuklular, bu savaş sonucu Anadolu’nun büyük bir kısmı ile beraber Konya’yı da, ele geçirmişler ve bölgedeki uzun Bizans hakimiyetine son vermişlerdir.
Süleyman Şah 1076 tarihinde Konya’yı Anadolu Selçukluları‘nın başkenti yapmış, bilahare başkent 1080 tarihinde İznik‘e nakledilmiştir. İlk haçlı seferi sırasında İznik şehri tekrar Bizans’ın eline geçmiş, sultan I. Kılıçarslan da 1097 tarihinde başşehri tekrar Konya’ya taşımıştır. Bu tarihten 1277 tarihine kadar Konya aralıksız Anadolu Selçuklu Devleti‘nin başkenti olmuştur.
Karamanoğlu Mehmet Bey Konya’yı 1277 yılında beyliğine katmış ve Anadolu Selçuklu Devleti’ne son vermiştir. Konya şehrini Karamanoğulları topraklarına katmış ve beyliğinin başkenti yapmıştır. Tam 16 kez Osmanoğulları ve Karamanoğluları arasında el değiştirmiştir.
Şehir 1442 tarihinde Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Sultan II. Murad Konya’yı zaptederek Karamanoğlu hakimiyetine son vermiştir.
39.000 km2‘lik yüzölçümü ile Türkiye’nin en geniş ili olan ve Orta Anadolu yaylası üzerinde Ankara, Aksaray, Niğde, İçel, Karaman, Antalya, Isparta, Afyon ve Eskişehir illeri ile komşu olan Konya, 36° 22′ ve 39° 08′ kuzey paralelleri ile 31° 14′ ve 34° 05′ doğu meridyenleri arasında yer alır.En büyük zenginliği ise en büyük il olmasıdır.Konya, Konya ilinin (Yunanca; Ikonion (Ἰκόνιον), Latince; Iconium) merkezi şehiridir. Trafik plaka numarası 42′dir. 1875‘te kurulan Konya Belediyesi, 1984‘te çıkarılan 3030 sayılı yasa gereğince “Büyükşehir” statüsüne kavuşmuş olup 1989‘dan beri belediye hizmetleri bu statüye göre yürütülmektedir.
Köyler:
|
İlçeler:
|
|
|