ALPARSLAN

Alparslan:

Selçuklu Devleti’nin kurucularından Horasan Valisi Çağrı Bey‘in oğlu ve Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey´in yeğeni olan Alp Arslan, bu devletin kuruluş dönemindeki güç koşullarda yetişti. Doğum tarihini çeşitli kaynaklar 1029 ile 1032 yılları arasında gösterir. Tarih yazarlarının çok yiğit bir savaşcı olarak tanımladıkları hükümdar çok küçük yaşta ata binip ok atmayı öğrendi. İlk gençlik yıllarında katıldığı savaşlardaki başarısıyla dikkati çekti ve babasının ölümünden sonra Horasan valiliğini üstlendi.

Tuğrul Bey 1063´de ölünce Selçuklu ülkesinde taht kavgaları başladı. Oğlu olmayan Tuğrul Bey, Alp Arslan´ın kardeşlerinden Süleyman’ı kendine veliaht seçmişti. Nitekim sultanın ölümü üzerine veziri Kunduri, veliaht Süleyman’ın sultanlığını ilan etti. Fakat bazı Türk Beyleri’nin buna karşı çıkması sonucunda Alp Arslan tahta geçti.

1068‘te Bizans İmparatorluğu’na karşı savaş ilan ettikten sonra,kazandıkları savaşlar Türkler’i Ortadoğu’ya doğru geri çevirmiş; bu başarılar Bizanslılar’ı, Türkleri’i çıkarmak için Malazgirt‘e kadar getirmiştir. Alp Arslan 1071 yılında, Türk tarihinin en önemli zaferlerinden biri olan Malazgirt Savaşı’nı kazanmıştır.

Bu dönemde Bizans bir nevi fetret devri yaşamıştır. Alp Arslan, Bizans İmparatoru Romen Diyojen’in canını bağışlamış, onu sadece yıllık vergiye bağlayıp bir süre esir tutmuştur. Fidyesi ödenen Romen Diyojen ülkesine döndüğünde, tahtından indirilmiş ve 8. Mikhail‘in yeni bir Bizans imparatoru olarak tahta çıkmış olduğunu görmüştür. Tahtını geri almak için yaptığı savaşlarda mağlup düşmüş; kaçtığı Kilikya’da bir küçük kalede yakalanarak gözlerine mil çekilmiş; İstanbul’a getirilmiş ve Proti adasında Kınalıada‘da sürgün edilmiştir. Gözlerinin kör edilmesinden dolayı oluşan yaranın enfeksiyonu sonucu ölmüştür.Bu nedenle Malazgirt Savaşı sonunda esir Romen Diyojen’in imzaladığı vergi ödeme vaadi geçersiz kalmıştır.

Alp Arslan, esir aldığı bir kale komutanı tarafından 1072 yılında şehit edilmiştir. Bazı kitaplara göre Alp Arslan’ın savaşta esir aldığı bir kişi yüzünden öldürüldüğü söylenmektedir.

Türkmen takviminde 2002 yılından Temmuz 2008′e kadar Ağustos ayı Alp Arslan olarak adlandırılmıştır

2005 yılından bu yana Yusuf Halaçoğlu başkanlığında yapılan kazı ve çalışmalarda mezarının Merv şehrinde olduğu tespit edilmiştir.

Selçuklu Devleti hükümdarı, Türk milletinin en büyük kahramanlarından. Selçuklu Devletinin kurulmasında önemli rolü olan Horasan valisi Çağrı Beyin oğludur. 20 Ocak 1029’da doğdu. İyi bir tahsil gördü, sayısız zafer kazanarak mertliği ve iyi kumandanlığı ile ün saldı. Babasının ölümünden sonra Horasan valisi oldu. Amcası Tuğrul Bey, 4 Eylül 1063’te öldüğü zaman vasiyeti üzerine Selçuklu tahtına Alparslan’ın ağabeyi Süleyman getirildi, fakat Türk beyleri buna itirazda bulundular ve Alparslan’ı hükümdar tanıdılar.

Alparslan 27 Nisan 1064’te büyük bir törenle tahta çıktı. Amcasının vezirliğini yapan ve Süleyman’ın tahta çıkmasını isteyen Amidülmülk Kündiri’yi azledip, büyük bir devlet adamı olarak tarihe adı geçen Nizamülmülk’ü vezir tayin etti. Başına buyruk beylerle mücadeleye girişen Alparslan, hepsini bir bayrak altına toplamayı başardı. Böylece Selçuklu Devleti kuvvetlendi.

1064 yılının sonuna doğru Alparslan, Bizans İmparatorluğu’nun üzerine yürüdü. Gürcistan’ı zaptetti. İsyan eden kardeşi Kavurd’u itaate zorladı. 1065’te Amuderya ırmağını geçti, o bölgedeki hükümdarla anlaştı. Alparslan’ın beyleri, Anadolu’da akınlar yapıp sayısız zafer kazandılar. Selçuklu Sultanının gittikçe kuvvetlenmesi Bizans İmparatorluğu’nu telaşlandırdı. İmparator Romanos Diyojenes ordusunu toplayıp sefere çıktı. Palu’ya geldiğinde Malatya’da bıraktığı ordusunun Türkler tarafından perişan edildiği haberini aldı. Geri dönmeye mecbur kaldı.
1070 yılında Alparslan , Horasan ve Irak ordularının başında Azerbaycan’a girdi, sınırdaki kaleleri fethetti. Van gölünün kuzeyinden geçerek Malazgirt önüne vardı, kale teslim oldu. Diyarbekir’den Elcezire’ye girdi, Urfa’yı kuşattı. Mısır’da birbirleriyle mücadele eden Fatımi komutanları, Alparslan’ı Mısır’ı almaya teşvik ediyorlardı. 1071 yılında Selçuklu ordusu Halep’te toplandı.

Alparslan ’ın Mısır Seferine çıktığını öğrenen Bizans İmparatoru Diyojenes son bir hamle yapmayı düşündü. Azerbaycan’a kadar giderek Türk kalelerini zapta ve Türkleri Anadolu’dan atmaya karar verdi. Rumeli’de yaşayan Peçenek ve Oğuz Türklerini de ordusuna kattı. 13 Mart 1071’de 200.000 kişilik Bizans ordusu İstanbul’dan yola çıktı. İmparator, halkına büyük zaferle dönmeyi vad etmişti. Diyojenes ve ordusu yol boyunca katliam yaparak Erzurum yoluyla Malazgirt’e ulaştı. Haleb’i teslim aldığı sırada Bizans ordusunun gelmekte olduğunu öğrenen Alparslan , Mısır Seferinden vazgeçip kuzeye doğru yola çıktı. Bizans ordusunun harekatını günü gününe haber alarak, vaziyetini ona göre ayarladı. Musul, Rakka, Urfa yoluyla Diyarbekir ve Bitlis’e ulaştı. Ordusundan on bin kişilik bir kuvvet ayırıp Ahlat’a gönderdi. Bizans kuvvetleri ile ilk çarpışma Ahlat’ta oldu. Bizanslılar bozuldu. Buna iyice kızan imparator, Malazgirt Kalesine hücum edip, içerde yaşayan kadın-çocuk, ihtiyar ne varsa hepsini öldürdü. Malazgirt’e doğru devamlı yol alan Alparslan 24 Ağustos günü Malazgirt’in doğusundaki Rahva Ovasına ulaştı. Ahlat’a gönderilen kuvvetlerin gelmesi ile kısa bir zamanda karşısına çıkmasına şaşıran Bizans İmparatoru da, ordusunu Rahva Ovasının öbür tarafında düzene koydu. Anlaşma tekliflerinin reddetilmesi üzerine savaş hazırlıkları başladı.

26 Ağustos Cuma günü askerlerini toplayan Alparslan atından inerek secdeye vardı ve; “Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!” diye dua etti. Sonra atına binerek askerlerine döndü ve; “Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Benden sonra Melikşah’ı tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.”Bu sözler orduyu coşturdu. Büyük şevkle ileri atıldılar. Alparslan son derece kurnazca bir harp taktiği planlamıştı. Hilal şeklinde yaydığı ordusuyla akşama kadar Malazgirt meydanında dövüştü. Şaşkına dönen Bizans ordusu, hilalin içine düştü. 200.000 kişilik koca ordu perişan oldu. İmparator esir edildi.

Sultan Alparslan savaştan sonra huzuruna getirilen imparatoru, hiç ümid etmediği şekilde affetti. Bizans imparatorunun harp tazminatı ödemesi, her yıl haraç ve ihtiyac halinde Selçuklu ordusuna asker göndermesi karşılığında barış andlaşması yapıldı. Fakat Diyojenes, İstanbul’a geri dönerken, Bizas tahtının el değiştirmesi, andlaşmayı geçersiz kıldı. Alparslan da, Selçuklu şehzadelerini Anadolu’yu fetihle görevlendirdi. Türkler, kısa zamanda Anadolu’ya hakim oldular.

Sultan Alparslan , Malazgirt zaferinden sonra 1072 senesinde çok sayıda atlı ile Maveraünnehr’e doğru sefere çıktı. Türkleri bir bayrak altında toplamak istiyordu. Ordunun başında Buhara’ya yaklaştı. Amuderya nehri üzerinde bulunan Hana kalesini muhasara etti. Kale komutanı, batıni sapık fırkasına mensup Yusuf el-Harezmi, kalenin fazla dayanamayacağını anladı ve teslim olacağını bildirdi. Hain Yusuf, Alparslan ’ın huzuruna çıkarıldığı sırada Sultan’a hücum edip, hançer ile yaraladı. Yusuf’u derhal öldürdüler. Fakat Sultan Alparslan da aldığı yaralardan kurtulamadı. Dördüncü günü, 25 Ekim 1072 tarihinde; “Her ne zaman düşman üzerine azmetsem, Allahü tealaya sığınır, O’ndan yardım isterdim. Dün bir tepe üzerine çıktığımda, askerimin çokluğundan, ordumun büyüklüğünden bana, ayağımın altındaki dağ sallanıyor gibi geldi. “Ben, dünyanın hükümdarıyım. Bana kim galip gelebilir?” diye bir düşünce kalbime geldi. İşte bunun neticesi olarak, cenab-ı Hak, aciz bir kulu ile beni cezalandırdı. Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hata ve kusurlarımdan dolayı Allahü tealadan af diliyor, tövbe ediyorum. La ilahe illallah Muhammedün resulullah!…” diyerek şehid oldu. Tahran yakınlarındaki Rey şehrine defnedildi. Yerine oğlu Melikşah geçti.
Sultan Alparslan saltanatı müddetince İslam dinine hizmet etti. İslamiyet’i içten yıkmaya çalışan gizli düşmanlara ve batıni, şii hareketlerine karşı çok hassastı. Hatta bir defasında; “Kaç defa söyledim. Biz, bu ülkeleri Allahü tealanın izniyle silah kuvveti ile aldık. Temiz müslümanlarız, bid’at nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki, Allahü teala, halis Türkleri aziz kıldı.” demişti.

Alparslan, büyük tarihi zaferlerinin yanısıra, medreseler kurmak, ilim adamlarına ve talebeye vakıf geliri ile maaşlar tahsis etmek, imar ve sulama te’sisleri vücuda getirmek suretiyle de hizmetler yaptı. İmam-ı a’zam’ın türbesini, Harezm Camii’ni ve Şadyah kalesi gibi pek çok eser inşa ettirdi. Zamanında; İmam-ı Gazali, İmam-ül-Haremeyn Cüveyni, Ebu İshak eş-Şirazi, Abdülkerim Kuşeyri, İmam-ı Serahsi gibi büyük alimler yetişmişti.

MUĞLA’NIN İLÇE VE KÖYLERİ

Muğla’nın ilçe ve köyleri:

ilçeler:Muğla | Bodrum | Dalaman | Datça | Fethiye | Kavaklıdere | Köyceğiz | Marmaris | Milas | Ortaca | Ula | Yatağan:

Muğla

Türkiye’nin güneybatı ucunda yeralan kuzeyinde Aydın, kuzeydoğusunda Denizli ve Burdur, doğusunda Antalya ile komşu, güneyinde Akdeniz ve batısında ise Ege Denizi ile çevrilidir.

Toplam uzunluğu 1100 km’yi biraz aşan deniz kıyıları ile Muğla ülkemizin en uzun sahil şeridine sahip ilidir. En büyük ve il olmaya aday Fethiye ilçesidir. Muğla ilinde ayrıca iki büyük göl bulunmaktadır. Bunlar Milas ile Aydın ilinin Söke ilçesi sınırları dahiline yayılan Bafa Gölü ile Köyceğiz ilçesindeki Köyceğiz Gölü’dür. Önemli üç akarsuyu ise Çine Çayı (Yatağan’dan geçerken Yatağan Çayı), Esen Çayı (Seki beldesinden geçerken Seki Çayı) ve Ortaca-Dalaman arasında yer alan ve bu iki ilçe arasında sınır olarak kabul edilen Dalaman Çayı’dır

İlçeleri

Muğla’nın biri merkez olmak üzere on iki ilçesi vardır.

Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 71.155 olup, 35.605’i ilçe merkezinde, 35.550’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 24, Göktepe bucağına ağlı 10, Yenkesik bucağına bağlı 14, Yeşilyurt bucağına bağlı 3 köyü vardır. Yüzölçümü 1649 km2 olup, nüfus yoğunluğu 43’tür. İlçe toprakları genelde düzdür. Doğu ve kuzeydoğusunda Oyluklu Dağları yer alır. Dağlardan denize kadar Muğla Ovası uzanır.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, tütün ve zeytindir. Sanâyisi gelişmemiştir. İlçe topraklarında asbest, zımpara taşı ve linyit yatakları vardır. İlçe merkezi Oyluklu Dağının eteklerinde Muğla Ovasının kuzeyinde kurulmuştur. İlçe merkezinin içinden Karamuğla, Basmalı ve Değirmendere çayları geçer. Belediyesi 1871’de kurulmuştur.

Bodrum: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 56.821 olup, 20.931’i ilçe merkezinde, 35.890’ı köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları Güllük Körfezi ile Gökova Körfezi arasında kalan bir yarımadadan meydana gelir. Yaran ve Pazar dağları topraklarını engebelendirir. Dağlar iğne yapraklı ağaçlarla kaplıdır. İlçe sınırları içinde irili ufaklı birçok ada vardır.

Ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri Tütün, zeytin, mandalinadır. Turfanda sebze yetiştiriciliği gelişmiştir. Tavukçuluk halkın önemli geçim kaynaklarındandır. Orman yönünden zengin olduğundan ormancılık gelişmiştir. Köylerde halı ve kilim dokumacılığı yaygındır. Yaz aylarında çok sayıda yerli ve yabancı turist ilçeye gider. Turistik tesis ve konaklama yerleri gün geçtikçe artmaktadır.

İlçe merkezi yarımadanın Gökova Körfezine bakan güney kıyısında kurulmuştur. Şarkılara, şiirlere ve romanlara konu olan Bodrum, beyaz badanalı evleri, Rodos çiçekleriyle süslü sokakları, güzel sâhilleri ve denizi ile efsâne bir şehirdir. İlçe merkezine 108 km mesâfededir. Belediyesi 1905’te kurulmuştur.

Dalaman: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 26.408 olup, 15.025’i ilçe merkezinde, 11.383’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 13 köyü vardır. İlçe toprakları üç tarafı dağlarla çevrili düzlük alandan meydana gelir. Gölgeli Dağlar ve Boncuk Dağı ilçe topraklarını engebelendiren başlıca yükseltilerdir. Başlıca akarsuyu Dalaman Çayıdır. Dağlar iğne yapraklı ağaçlarla kaplıdır.

Ekonomisi tarıma ve sanâyiye dayalıdır. Verimli Dalaman Ovasında yetiştirilen başlıca tarım ürünleri, nârenciye, sebze ve pamuktur. Fethiye-Köyceğiz yolu üzerinde bir Devlet Üretme Çiftliği vardır. SEKA Kâğıt Fabrikası başlıca sanâyi kuruluşudur. Ormancılık gelişmiştir. Başta günlük yağı olmak üzere çeşitli orman ürünleri elde edilir.

İlçe merkezi, Dalaman Ovasında Fethiye-Köyceğiz karayolu kıyısında kurulmuştur. Köyceğiz ilçesine bağlı bir köyken 1 Aralık 1983’te ilçe olmuştur. Dalaman Havaalanı 1982’de işletmeye açılmıştır. İlçenin gelişmesinde havaalanı ve kâğıt fabrikasının rolü büyüktür. İlçe belediyesi 1967’de kurulmuştur.

Datça: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 10.741 olup, 5022’si ilçe merkezinde, 5719’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 9 köyü vardır. Yüzölçümü 439 km2 olup, nüfus yoğunluğu 24’tür. İlçe toprakları Datça Yarımadasında yer alır. Başlıca yükseltisi Balaban Dağlarıdır. Dağlık kesim gür ormanlarla kaplıdır.

Ekonomisi turizme dayalıdır. Denizinin temizliği, güzel kumu, tabiî koyları çok sayıda turisti ilçeye çeker. İlçe kıyılarında çok sayıda hotel, tâtil sitesi ve konaklama tesisleri vardır. Tarıma müsâit yerlerde yetiştirilen başlıca tarım ürünleri zeytin, turunçgiller ve tütün olup, turfanda tarla sebzeciliği yapılır. Balıkçılık küçük çapta geçim kaynağıdır. İlçe merkezi Hisarönü Körfezinde, Balaban Dağı eteklerinde kurulmuştur. Taştan yapılmış, düz damlı, yüksek tavanlı beyaz badanalı evleriyle güzel bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 129 km mesâfededir. Belediyesi 1928’de kurulmuştur.

Fethiye: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 127.620 olup, 25.783’ü ilçe merkezinde, 101.837’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 22, Eşen bucağına bağlı 15, Kemer bucağına bağlı 25, Seki bucağına bağlı 9, Üzümlü bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 3059 km2 olup, nüfus yoğunluğu 42’dir. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Güneyinde Baba Dağı, kuzeyinde Boncuk Dağı güney doğusunda Akdağ yer alır. Dağlar gür ormanlarla kaplıdır. Başlıca akarsuyu Eşen Çayıdır.

Ekonomisi tarım, mâdencilik, ormancılık ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri tütün, şekerpancarı, pamuk, anason, zeytin, turunçgiller, susam ve yerfıstığıdır. Turfanda tarla sebzeciliği ve seracılık yaygın olarak yapılır. İlçe ormanlarında meşe palamudu, çam reçinesi ve günlük ağaçlarından sığla yağı elde edilir. Köylerde ev tezgahlarında kilim ve destar dokumacılığı yapılır. İlçe topraklarındaki zengin krom yatakları Etibank tarafından işletilmektedir. Zengin târihî eserleri ve tabiî güzellikleri sebebiyle çok sayıda turist çeker. Türkiye’nin önde gelen turizm merkezlerinden biridir. Belediyesi 1874’te kurulmuştur. Mekri Megri olan ismi, 1914 senesinde şehit düşen Pilot Fethi Beyin ismine izâfeten Fethiye olarak değiştirilmiştir.

İlçe merkezi, Fethiye Körfezinin doğusunda, ovanın güneybatısında yer alır. İzmir-Muğla-Antalya karayolu doğusundan geçer. İl merkezine 130 km mesâfededir. İlin en büyük ilçesidir. Koyları, plajları, vâdileri, yaylaları ve ormanları çok güzeldir. Belediyesi 1875’te kurulmuştur.

Kavaklıdere: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 12.037 olup, bunun 3339’u ilçe merkezinde, 8698’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 9 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Doğu Menteşe Dağları topraklarını engebelendirir. Dağlar gür ormanlarla kaplıdır. Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır. İlçe merkezi Dipsiz Çayının başlangıç kollarından olan bir derenin vâdisinde yer alır. Yatağan ilçesine bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1955’te kurulmuştur.

Köyceğiz: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 25.836 olup, 6406’sı ilçe merkezinde, 19.430’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 28 köyü vardır. İlçe toprakları kuzeyinde yer alan Sandras Dağı ve Köyceğiz Ovası ile Dalaman Ovasının bir kısmından meydana gelir. Başlıca akarsuları Namnam ve Yuvarlak çayları olup Köyceğiz Gölüne dökülürler.

Ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri portakal, mandalina, pamuk, mısır, buğday, susam ve zeytin olup, ayrıca az miktarda arpa, baklagiller ve yerfıstığı yetiştirilir. Balıkçılık ve arıcılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. Günlük ağaçlarından elde edilen Sığla yağı ihraç edilir. İlçe topraklarında krom ve magnezit yatakları vardır. Tarım makinaları üreten fabrika başlıca sanâyi kuruluşudur.

İlçe merkezi Köyceğiz Gölünün kıyısında kurulmuştur. Muğla-Fethiye karayolu ilçenin güneybatı kıyısından geçer. İl merkezine 58 km mesâfededir. Belediyesi 1885’te kurulmuştur.

Marmaris: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 41.840 olup, 16.361’i ilçe merkezinde, 25.479’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 19, Bozburun bucağına bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü 866 km2 olup, nüfus yoğunluğu 48’dir. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelir. Üç tarafı denizlerle çevrilidir. Sâhillerinde irili ufaklı birçok ada vardır. Dağlar kızılçam ormanları ile kaplıdır.

Ekonomisi turizm ve tarıma dayalıdır. Uzun süren yaz mevsimi, uygun iklimi, zengin tabiî güzellikleri, yat limanları ile ülkemizin en önemli turizm merkezlerindendir. İlçede yetiştirilen başlıca tarım ürünleri turunçgiller, tahıl, zeytin, yerfıstığı, susam sebze ve meyvedir. Arıcılık gelişmiştir. Marmaris’in çam balı meşhurdur. Günlük ağaçlarından elde edilen sığla yağı ihraç edilir.

İlçe merkezi Cennet Adası ile Keçi ve Bedir adaları yanında bulunan bir koy’un kuzey kıyısında kurulmuştur. Yat turizmi açısından önem taşıyan bir limanı vardır. Limanından Rodos Adasına düzenli küçük feribot seferleri yapılır. Muğla-Datça karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 56 km mesâfededir. Kıyılarında birçok tâtil köyü ve sitesi, otel, motel, pansiyon ve yazlık ev vardır. Belediyesi 1879’da kurulmuştur.

Milas: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 98.710 olup, 28.741’i ilçe merkezinde, 69.969’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 60, Günlük bucağına bağlı 5, Ören bucağına bağlı 17, Selimiye bucağına bağlı 24 köyü vardır. Yüzölçümü 2.167 km2 olup, nüfus yoğunluğu 46’dır. İlçe toprakları üç tarafı dağlarla kaplı düz bir arâziden meydana gelir. Kuzeyinde Beşparmak Dağları, batısında İlbir, güneydoğusunda Bencik ve Kavak dağları yer alır. Dağlardan kaynaklanan akarsular genelde yazın kurur. Bafa Gölünün doğu bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Dağlar ormanlarla kaplıdır.

Ekonomisi tarım, ormancılık, turizm ve mâdenciliğe dayanır. Başlıca tarım ürünleri zeytin, buğday, çiğit, pamuk, arpa, mısır ve turunçgillerdir. Orman kıyısı köylerinde yaşayan halk, ormanlarda yapılan bakım ve kesim işlerinde çalışır. İlçe topraklarında demir, dolomit, diyasporit, linyit ve zımpara taşı yatakları vardır. Zımpara taşı ihraç edilir. Zeytinyağı, sabun, çırçır atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Tabiî güzellikleri ve târihî eserleri yönünden zengin olan ilçe kıyılarında çeşitli turistik tesisler vardır. Köylerde ev tezgahlarında halı ve kilim dokumacılığı yapılır.

İlçe merkezi Beşparmak Dağları eteklerinde kurulmuştur. İzmir-Muğla karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 67 km mesâfededir. Çok eski bir târihe sâhiptir. İlçe belediyesi 1870’te kurulmuştur.

Ortaca: 1990 sayımına göre toplam nüfuûsu 29.287 olup, 12.109’u ilçe merkezinde, 17.178’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 19 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Doğusunda Boncuk Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Dalaman Çayıdır.

Ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri portakal, mandalina, pamuk, mısır, buğday, susam ve zeytindir. Arıcılık gelişmiştir. Günlük ağacından elde edilen sığla yağı ihraç edilir.

İlçe merkezi, Dalaman Çayı kıyısında kurulmuştur. Köyceğiz’e bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1960’da kurulmuştur.

Ula: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 19.978 olup, 5185’i ilçe merkezinde, 14.793’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. Yüzölçümü 407 km2 olup, nüfus yoğunluğu 49’dur. İlçe toprakları, orta yükseklikteki dağlarla engebelenmiş arâziden meydana gelir. Kuzey ve doğusunda Oyuklu Dağı, batısında Kıran Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Namnam Çayıdır. İlçe topraklarının bir bölümü kızılçam ormanları ile kaplıdır.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, mısır, portakal olup ayrıca az miktarda mandalina, zeytin, susam, pamuk, yerfıstığı, sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık ve arıcılık gelişmiştir. En çok sığır ve koyun beslenir. Kıyılarında kamu ve özel kesime âit birçok dinlenme tesisleri vardır.

“İlçe merkezi, Muğla Ovasında, kıyıdan iç kısımda kurulmuştur. Muğla-Fethiye karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 15 km mesâfededir. Ahşap ve taş karışımı çok orijinal evleri meşhurdur. Belediyesi 1895’te kurulmuştur.

Yatağan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 42.376 olup, 11.890’ı ilçe merkezinde, 30.486’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 29, Turgut bucağına bağlı 10 köyü vardır. İlçe toprakları dağlık kesimde yer alır. Dağlar akarsu vâdileriyle derin bir şekilde parçalanmıştır. Doğusunda oyluk Dağı, batısında Bencik Dağı, yer alır. Başlıca akarsuyu Dipsiz Çayıdır. İlçe topraklarının büyük kesimi kızıl çam ormanları ile kaplıdır.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, mısır, zeytin, tütün ve arpa olup, ayrıca az miktarda sebze, meyve, susam ve yerfıstığı yetiştirilir. Sığır besiciliği, tavukçuluk ve arıcılık yapılır. Orman kıyısındaki köylerde yaşıyanlar ormancılık işlerinde çalışırlar. Kızılçam ormanlarında bir miktar reçine üretilir. İlçe topraklarında alüminyum, linyit ve zımpara taşı yatakları vardır. Çıkarılan linyit, Yatağan Termik Santralinde kullanılır. Süt ürünleri, zeytinyağı ve yem fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Köylerde ev tezgahlarında kilim ve halı dokumacılığı yapılır.

İlçe merkezi Dipsiz Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Eski ismi Ahi Köyüdür. Aydın-Muğla karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 29 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1944’te kurulmuştur.

İSTANBUL’UN İLÇELERİ

İstanbul, Türkiye’nin en kalabalık ve iktisadi açıdan en önde gelen şehri, kültür ve finans merkezi.[2] Belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre, 13.8 milyonluk nüfusuyla, nüfus sıralamasında Avrupa‘nın 1. Dünya‘nın ise 5. büyük şehridir.[3][4]

İstanbul Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç‘i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur.[5] İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa‘daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya‘daki bölümüne ise Anadolu Yakası denir. Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in sardığı bir yarım ada üzerinde kurulan İstanbul’un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle 4 defa genişletilen şehrin [6] 40 ilçesi vardır.[7] Sınırları içerisinde ise büyükşehir belediyesi ile birlikte toplam 40 belediye bulunmaktadır. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olacak olan şehirde [8], bu bağlamda hazırlıklar, çalışmalar ve projeler devam etmektedir.[9]

Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul, 330 – 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395 – 1204 ile 1261 – 1453 yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu, 1204 – 1261 arasında Latin İmparatorluğu ve son olarak 1453 – 1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu‘na başkentlik yaptı.[10] Ayrıca, hilafetin Osmanlı Devleti‘ne geçtiği 1517′den, kaldırıldığı 1924′e kadar, İstanbul İslamiyet’in de merkezi oldu.

İstanbul‘un nüfusu tarih boyunca tahmini olarak (1927-2007 sayımların, 1927 öncesi tahmini rakamlarıdır) şöyledir:

İstanbul’un geçmişteki nufüs sayısı
Yıl Nüfus Yıllık artış oranı(%)
330 40.000 -
400 400.000 3,34
530 550.000 0,25
545 350.000 -2,97
715 300.000 -0,09
950 400.000 0,12
1200 150.000 -0,39
1453 36.000 -0,56
Yıl Nüfus Yıllık artış oranı(%)
1477 14.803 -3,64
1566 600.000 4,25
1817 500.000 -0,07
1860 715.000 0,84
1885 873.570 0,80
1890 874.000 0,01
1897 1.059.000 2,78
1901 942.900 -2,86
Yıl Nüfus Yıllık artış oranı(%)
1914 909.978 -0,27
1927 680.857 -2,21
1935 741.148 1,07
1940 793.949 1,39
1945 860.558 1,62
1950 983.041 2,70
1955 1.268.771 5,24
1960 1.466.535 2,94
Yıl Nüfus Yıllık artış oranı(%)
1965 1.742.978 3,51
1970 2.132.407 4,12
1975 2.547.364 3,62
1980 2.772.708 1,71
1985 5.475.982 14,58
1990 6.629.431 3,90
2000 8.803.468 2,88
2007 11.372.613 3,73

AVRUPA YAKASI
Arnavutköy · Avcılar · Bağcılar · Bahçelievler · Bakırköy · Başakşehir · Bayrampaşa · Beşiktaş · Beylikdüzü · Beyoğlu · Büyükçekmece · Çatalca · Eyüp · Esenler · Esenyurt · Fatih · Gaziosmanpaşa · Güngören · Kağıthane · Küçükçekmece · Sarıyer · Silivri · Sultangazi · Şişli · Zeytinburnu

ANADOLU YAKASI
Adalar · Ataşehir · Beykoz · Çekmeköy · Kartal · Kadıköy · Maltepe · Pendik · Sancaktepe · Sultanbeyli · Şile · Tuzla · Ümraniye · Üsküdar

İstanbul dünyadaki çoğu metropol gibi birçok insan topluluğu tarafından şekillendirilmiştir. Şehirdeki en büyük mensubu bulunan din İslamiyet’tir. Dini azınlıkları ise Yunan Ortodoks Kilisesi, Ermeni Apostolik Kilisesi, Katolik Levantenler ve Sefarad Yahudiler oluşturmaktadır. 2000 yılı nüfus sayımına göre; 2,691 faal camii, 123 faal kilise, 26 faal sinagog mevcuttur. Ayrıca 109 Müslüman mezalığı, 57′de gayrimüslim mezarlığı bulunmaktadır. Sayıları çok azalmadan önce, belirli ilçelerde bu dini azınlıklar yaşamaktaydı. Örneğin Kumkapı’da Ermeni nüfusu, Balat’da Yahudi nüfusu ve Fener’de ise Rum nüfusu vardı. Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin ruhani lideri I. Bartholomeos, Fatih’in Fener semtinde bulunmaktadır. Bu patrikhane Hıristiyanlık dininin önemli bir kesimini oluşturan Ortodoks mezhebinin merkezidir.

Silivri’nin köyleri

SİLİVRİ’NİN KÖYLERİ:

KÖYLERDE.Tarım gündöndü hayvancılık gecinen şirin köyler

  • Küçükkılıçlı,köyüm  Silivri ilçe istanbul avrupa yakasında şirin sahili olan denizi tarımı olan avrupayı bir ilçe
  • Küçüksinekli,köy  Silivri istanbula yakın yazlık olan bir ilçe
  • Kurfallı, köy  Silivri ilçe
  • Kadıköy, Silivri ilçe istanbul köy
  • Gazitepe,köyü  Silivri köyü
  • Sayalar,köyü Silivrinin köyleri istanbul deniz otel ve yazlık
  • Yolçatı, köyüm  Silivri ilçeleri
  • Danamandıra,köyü  Silivri deniz kum sahil villa yalı
  • Çeltik,köyüm  Silivri istanbul megekent
  • Çayırdere,köy  Silivri istanbul yazlık villa  deniz tekne
  • Büyükkılıçlı, köy kaza Silivri ilçe
  • Büyüksinekli, köyü kaza Silivri ilçe
  • Beyciler, köyler Silivri kaza
  • Bekirli, köy Silivri ilçe

köy köyler köylü köylüm

BENİM KÖYÜM HRKES KÖYLÜ .Her insan köyden gelmiş dir bir baktıgımda herkes köyden gelmiş nerden şu köyden bu köyden diyorlar istanbula baktıgımda oto garlar insan kaynıyor istanbul dolmuş hangi köyden geldigi  beli degil istanbulun her yeri yolar cadeler mahaleler ilceler semtler dolmuş yerli insanı kalmamış insanların köyde geldigini biliyor her insanın güzel bir köyü var anıları resimi yaşantısı kuzusu koyunu inegi atı eşegi tavuk gazı buna benzer hayvanlar var dağlar taşlar horuzu kesin sevdiği bir hayvanı mesale keklik tavşan tilki kurt karinca cekirge kablumba  kelebek gibi böcek hayvan  köyde bunlar var benim kocum vardı kekligim vardı cok severdim birde köpek vadı bahcemize giderken küçük bir cay vardı su cok eglenirdik köyümüz cok güzeldi yazın güzel oluyor kışın kar yagardı karda oynardık kayardık kar topu oynardık buzda kayardık cok güzel di bizim köy yeşil suyu bol yaşanacak  oturacak yer köylü köyüm güzel

ANTALYA’DA FUAR

Fuar için İstanbul‘dan uçağa binip gittik.Güzel bir yaz havasıydı.Birza gezelim dedim gercekten güzel kent cıvıl cıvıl gündüz başka gece başka biz dönelim fuara cok kalabaklık degil amafena sayılmaz girdik biz fuari dolaşıyoruz  butun firmalar gelmiş reng reng mermer traverten granit ler mozaik ler bej mermer ler fuar güzel biraz sohbet biraz gezdik firmaları gezdik antalya daha güzeldi valahi gidip gezmek var görmek var sahili güzel cadeleri mükemel BAYAGI büyük bir ŞEHİR birkes daha taş dan insan vaz gecemez bunları bilmek lazim insan toprak taş dünya düzeni oldugunu bilmek lazim biz yavaş yavaş fuarı terk etmeye başladık ucakla istanbula doru yöneldik

BEŞİKTAŞ DA BİR MAÇ

BEŞİKTAŞ BİR MAÇ .bir  gün maça gitik BEŞİKTAŞ  ve FENERBAHÇE .maçı sabah erkende kaktık doru maça gitik  beşiktaş tıklım tıklım dolu bir tarafta beşiktaş bir tarafta fener liler çarşı pazar taraftar olmuş bayraklar donanmış baran çıran gezen dolaşan çarşı pazar dolaşan DOLMABAHCE .doğru dolmüş taraftar inönü statı etrafı tamamen dolmüş çok güzel bir gündü  havada güzel bizde BEŞİKTAŞI gezmeye başladık tarihi yerler dolaştık sahile müzeleri gezdik  yemek yedik BEŞİKTAŞ.Çarşıyı gezdik teşvikiyeye doru gitik ve maça doru uzandık ve inönü inlemeye başlamış stat tıklım tıklım dolmüş maç havasına girmiş çarşı gurubu bir kara kartal gibi havalara uçmüş şahlanmış  bizde türübünde yerimizi aldık bizde maçın havasına kendimizi kaptırdık bagırmaya başladık ve maç başladı hakem düdügü çaldı FENER . maça başladı on beş dakika oldu  iki takım da başa baş mücadele ediyordu biz GOLU yedik ilk yarı bitti türübünler tempo tutup şarkılar söyluyor bizde eşlik etik ve maç başladı BEŞİKTAŞ .GOLU Atı maç berbare devam ediyor hecan dorukta FENER, GOLU İNÖNÜ , Sustu maç yetmiş beş dakika heycan dorukta TOP. Bir okalede bir bu kalede ve BEŞİKTAŞ . GOLU .atı maç  berabere bitti bizde yavaş yavaş eve doru yolu tutuk

KADIKÖYDE BİR GÜN

Bir gün istanbulda gezerken vapurla adalara gectim çok güzeldi yanımda eski arkadaşım yaşar vardı KARAKÖY den KADIKÖYE gectik biraz gezdik FENER YOLUNA doru ESKİ İSTANBUL nerede Ogün FENERBAHCE VE BURSA SPORUN.MACI vardı yaşar hadi maça gidelim dedi biz BEŞİKTAŞLIYIZ ama yinede maça girelim dedi maç da BİR BİR berabare biti maçtan çıktık bazi taraftar taş ve sopalarla bir birini kovalıyor biz KADIKÖY dogru yolu tutuk ve vapura doru yöneldik şü dikatimi çekmişti güzel bir semt oldugunda yerler çok bozuk tu taşlar yerinde oynamışlar  ve yolar cok bozukdu aklıma şü geldi istanbul harbiden bir köydü vapurda bir çay içtik çok güzeldi denize baktık. Adalar çok güzeldi kınalı heybeli büyük ada dolaştık akşama kadar.