Amasya ili

Amasya ili, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir ildir. Merkezi Amasya’dır. Merkez ilçe ile birlikte 7 ilçe, bunlara bağlı 23 belde ve 348 köyü vardır.

Amasya’nın bilinen ilk adı “Amaseia“‘dır. Bu isim dünyanın ilk coğrafyacısı olarak bilenen Strabon tarafından verilmiştir. “Amaseia” amozonlardaki yaşayan halkın kraliçelerine verdikleri isimdir.

Coğrafya

Karadeniz Bölgesi’nin Orta Karadeniz Bölümü’n de bir ildir. İlin komşuları: Kuzeyde Samsun, batıda Çorum, doğuda ve güneydoğuda Tokat, güneyde Yozgat.

İlçeleri

  • Merkez ilçesi: Yüzölçümü 1730 km², nüfusu 133.207 kişi olup, 85.851’ü il merkezinde, 58.814’ü ise belde ve köylerde yaşamaktadır. Aydınca, Doğantepe, Ezinepazar, Uygur, Yassıçal, Yeşil Yenice ve Ziyaret olmak üzere 7 beldesi ve 100 köyü bulunmaktadır.
  • Göynücek İlçesi : Yüzölçümü 578 km², nüfusu 17.614 kişi olup, 2.776’sı ilçe merkezinde, 14.838’i ise belde ve köylerinde yaşamaktadır.
  • Gümüşhacıköy İlçesi : Yüzölçümü 653 km², nüfusu 29.795 kişi olup, 14.057’si ilçe merkezinde, 15.738’ide belde ve köylerde yaşamaktadır.
  • Hamamözü İlçesi : Yüzölçümü 202 km², nüfusu 6.161 kişi olup, 1.511’i ilçe merkezinde, 4.650’si köylerde yaşamaktadır.
  • Merzifon İlçesi : Yüzölçümü 970 km², nüfusu 67.281 kişi olup, 45.613’ü ilçe merkezinde, 21.668’i köy ve beldelerde yaşamaktadır.
  • Suluova İlçesi : Yüzölçümü 516 km², nüfusu 54.123 kişi olup, 42.715’i ilçe merkezinde, 11.408’i belde ve köylerde yaşamaktadır.
  • Taşova İlçesi : Yüzölçümü 1.041 km², nüfusu 35.186 kişi olup, 9.283’sı ilçe merkezinde 25.903’ü belde ve köylerde yaşamaktadır.

Tarihi

Yapılan arkeolojik araştırma ve bulgulara göre Amasya’da ilk yerleşme M.Ö. 5500 yıllarında başlayıp Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Lidya, Med-Pers, Hellen, Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir.

Pontuslar (M.Ö.333 – M.Ö.26) tarafından yapılan Kral Kaya Mezarları, günümüze kadar ulaşarak kentin anıt eserleri arasına girmiştir, Amasya Antik Pontus Devletine 200 yıl başkentlik yapmıştır.

700 yıl Bizans egemenliğinde kalan Amasya, Melik Ahmet Danişmend Gazi tarafından 14 Şubat 1075 yılında fethedilerek bu kentte ilk Türk – İslam Egemenliği kurulmuştur.

Osmanlı Anadoluda Türklerin ilk şehir hayatına geçiş yaptıkları yerlerden birisi de Amasya olup öz be öz Türk oymaklarının Ulu Yörükler ve Türkmen boyları Amasya ve civarında yerleşmiş olması, korunaklı bir yapıya sahip olması nedenleri ile Osmanlı Şehzadelerinin Amasyada yetiştirilmesi uygun bulunmuştur. Bu Sebeplerledir Şehzade Çelebi Mehmet Timur nedeni ile dağılan Anadolu birliğini Amasya ve civarındaki Türkmenlerden sağladığı güçle tekrar sağlamıştır. Yıkılmak üzere olan Osmanlı tekrar Amasya’da kurulmuştur.

Şehzade Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet, Şehzade Murat (II), Şehzade Ahmet Çelebi, Şehzade Mehmet (II), Şehzade Alâeddin, Şehzade Bayezid (II)), Şehzade Ahmet, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa, Şehzade Bayezid ve Şehzade Murad (III) çeşitli tarihlerde Amasya’da Valilik yapmışlardır.

Bu dönemde kentte birçok ilim admı yetişip saray, çeşme, medrese, cami, türbe v.b. kalıcı eserlerle, şehir bir kültür merkezi olarak tarihteki yerini almıştır.

Tarihin akışı içerisinde önemli roller üstlenen Amasya, Kurtuluş Savaşı sırasında yine ön plana çıkmış, Kurtuluş mücadelesinin planları bu kentte hazırlanmıştır.  yıldırım amasyayı eretna beyliğinden aldığında nüfusu 7.145 olan amasyanın 2000 yılındaki nüfus sayımında 785.365olarak çıkmıştır.bu nüfusun 93.000 i şehir merkezinde yaşayıp geriye kalan bölümü ise ilçelerinde yaşamaktadır.en büyük ilçesi merzifon’dur bu ilçemizin nüfusu 96.000 dir.

Göynücek, Amasya

Göynücek, Amasya ilinin bir ilçesidir. Amasya ilinin güney batısında yer alır. Göynücek, Türkiye’de sadece illere has bir konuma sahiptir; 4 tane ilin arasındadır. Göynücek, bir dönem Çorum iline bağlı olmuştur. Amasya, Tokat, Çorum ve Yozgat illerinin ortasında bulunmaktadır. Buradan geçecek çarpı şeklindeki bir otoyol, Karadeniz Bölgesi’ni, İç Anadolu Bölgesi’ne, Doğu Anadolu Bölgesi’ne, hatta Ege ve Akdeniz bölgelerine daha yaklaştıracaktır.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımına göre, 17614′dür. Bunun 2776′i ilçe merkezinde, 14838’sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 845 km²′dir.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır.

İl: Amasya ● İlçe Merkezi: Göynücek
Beldeler: Damlaçimen • Gediksaray
Köyler:
Abacı • Alanköy • Ardıçpınar • Asar • Ayvalıpınar • Başpınar • Bektemür • Beşiktepe • Çamurlu • Çayan • Çaykışla • Çulpara • Davutevi • Gaffarlı • Gökçeli • Harmancık • Hasanbey • Ilısu • İkizyaka • Karaşar • Karayakup • Kavaklı • Kertme • Kervansaray • Kışlabeyi • Konuralan • Koyuncu • PembeliSığırçayı • Şarklı • Şeyhler • Şeyhoğlu • Tencerli • Terziköy • Yassıkışla • Yeniköy

Gümüşhacıköy, Amasya

Gümüşhacıköy Amasya ilinin en batıdaki ilçesidir. Daha önceki adı Hacıköy iken Gümüş Nahiyesi ile adı birleştirilerek Gümüşhacıköy denmiştir.

Karadeniz Bölgesi’nde, Amasya iline bagli ilçemizin Yüzölçümü 819 km karedir. Doguda Merzifon ilçesi, güney ve batida Çorum, kuzeyde Samsun illeriyle çevrilidir.

Amasya ilinin kuzeybatısındaki daglık kesimde yer alan ilçe topraklarının kuzeydoğusunu Tavşan Dağı, güneybatısını Ereğli Dağı, batısını da Inegöl Dağı (1873) engebelendirir. Tavşan ve Ereğli Dagları’nın dorukları ilçe sınırları dışındadır. İlçenin orta ve dogu kesimi ovalıktır. Dağlardan inen Gümüşsuyu çayı ve Hamamözü Deresi gibi akarsular bu ovalık alanı suladıktan sonra ilçe sınırları dışında Kızılırmak ve Yeşilırmak’a katılır.

Tarihçesi

Doğu Roma

Doğu Roma İmparatorluğunun gözde şehri Etonia (M.S 140) üzerine kurulmuştur.

Kimmerler Dönemi

Bilinen ilk sakinleri Kimmerler olduğundan önceleri Kimmari olarak bilinmektedir. nerden buluyoalr bu bilgileri!!

Fethi ve Selçuklu Dönemi

Yöre 11. yüzyılda Artu Bey tarafından ele geçirilir. Sadreddin Artik el-Kimmari’nin 14. yüzyıl sonlarında imar ettiği yerleşme, sonradan Artıkova (Artukova) ve Artıkabat (Artukabat) adlarını alır. (Yakın ilçe Boyabat olduğu gibi)

Osmanlı Dönemi

Yörede gümüş yataklarına nazır olarak atanan ve burada uzun süre kalan Sadreddin Artık’in torunu Haci Ahmet Çelebi’den dolayi Haci Nazir Köyü olarak degistirilen adi, zamanla Haciköy’e dönüstü. Gümüş madeninin has arpalık olarak Rumelili bir aile olan Köprülü Mehmet Paşa’ya verilmesi nedeniyle bir süre Has Arpalik olarak anildi. 19. yy sonlarinda Sivas vilayetinin Amasya sancagina bagli bir kaza merkeziydi. O dönemde Mecitözü’ne de Haciköy dendiğinden adı Gümüşhacıköy olarak degistirildi.

Osmanlı dönemi eserleri


  • Gümüşhacıköy bedesteni ve saat kulesi: Şehrin eski ticaret merkezi olup, uluslararası ipek yolunun önemli meknalarından birisidir. Ünlü tarihçi Halil İnalcık : “Kural olarak bedestenli şehir uluslararası bir ticaret merkezidir.” demektedir. Nitekim Osmanlı’nın bedestenli şehirlerinden olan Gümüşhacıköy yüzyıllar boyu Hindistan İran ve Avrupa’dan gelen binlerce tüccarın tanışma konaklama ve alışveriş yaptığı yer olmuştur. Bedesten fethin hemen akabinde Anadolu-Rumeli ticaret yolu üzerinde bulunan şehir için emniyetli ve büyük hacimli bir ticarî aktivitenin sağlanması gâyesiyle kurulmuştur.

Ekonomi

Kentte kendir isleyen büyük ölçekli bir ip fabrikasinin yani sira, iki un fabrikasi vardir. Geleneksel bir ugras olan leblebicilik günümüzde de önemini korumaktadir.

Gümüshaciköy ekonomik bakimdan Amasya ilinin az gelismis ilçelerindendir. Tarimin bütün kollarinin yani sira tarim disi etkinliklerde oldukça çesitlenmistir. En önemli tarla ürünleri seker pancari, bugday, arpa, baklagiller, tütün, ayçiçegi ve kendirdir. Akarsu boylarinda basta elma olmak üzere çesitli meyveler ve yerel tüketime yönelik sebzeler yetistirilir.

Gümüshaciköy’ün yüksek nitelikli basma tütünü, tütün harmanlarina tat ve koku vermekte kullanilir.

Ilçede bir tütün basimevi vardir. Hayvancilik oldukça gelismistir. Yaylalarda koyun, ovalik kesimlerde ise genis çapli sigir beslenir. Ayrica tavukçuluk ve aricilik da yapilir. Orman ürünleri çesitli atölyelerde degerlendirilir. Isleyen fabrika ve imalathanelerde üretilen sicim ve ipler il disinda satilir. Ilçe topraklarinda manganez yataklari vardir.

Tarihi eserler

Gümüshaciköy kentindeki tarihsel yapilar sunlardir:

  • Köprülü Mehmet Pasa Camii; 1660′ta Köprülü Mehmet Pasa tarafindan yaptirilan ve 1943’te deprem nedeniyle yikildiktan sonra 1948’de yeniden insa edildi
  • Köprülü Mehmet Pasa’nin torunlarindan olan Hafiz Ahmet Pasa’nin oglu Abdül Baki Bey tarafindan 1756′da Haci Nadir Baba Türbesi yaninda bulunan Büyük Hamam ve
  • arasta (1669);
  • Yanyaki Mustafa Pasa’nin oglu Ali Riza Bey tarafindan 1898′de yaptirilan ve 1948′de yikilip yeniden yapilan saat kulesi
  • Osmanli döneminde Gümüs madeni adiyla kaza merkezi olan ve Gümüshaciköy’ün 5 km Güneybatisi’nda yer alan bugünkü Gümüs bucak merkezindeki tarihsel yapilar arasinda 1429′da ahsap olarak yapildiktan sonra 1560′ta kagir olarak yeniden insa edilen ve 1946’da onarim gören Yörgüç Pasa Camisi ile
  • 1415′te yapilan Haliliye Medresesi
  • Kesikbaş Mezarı: Artıkabat Mahallesi, Kesikbaş Mevkii, Ayşe Pınarı civarında.
  • Dedeoğlu: Orman dairesi, Jandrama eski karakolunun arkasında.
  • Filibeli Mehmet Efendi Türbesi: Filibe’den gelen Mehmet Efendinin türbesi, Kırmızıların Hanıiçerisinde
  • Hacana
  • Ali Pir Civan Türbesi: Sarayözü (halk arasında sarayüzü) köyünde Ali Pir Civan alevi pirlerindendir.
  • Kurt Baba: Bulak Kalesine yakın Eymir ile Keçiköy arasın

İl: Amasya ● İlçe Merkezi: Gümüşhacıköy
Beldeler: Gümüş
Köyler:
Akpınar • Alören • Bacakoğlu • Bademli • Balıklı • Beden • Çalköy • Çavuşköy • Çetmi • Çiftçioğlu • Çitli • Derbentobruğu • Doluca • Dumanlı • Eslemez • Güplüce • Güllüce • Güvemözü • İmirler • Kağnıcı • Karaali • Karacaören • Karakaya • Keçiköy • Kılıçaslan • Kırca • Kızık • Kızılca • Kiziroğlu • Koltuk • Konuktepe • Korkut • Köseler • Kutluca • Kuzalan • Ovabaşı • Pusacak • Sallar • Saraycık • Sarayözü • Sekü • Yazıyeri

Hamamözü, Amasya

Hamamözü, Amasya ilinin yaklaşık 1.500 nüfusu bulunan bir ilçesidir.

Halkın genelinin tarımsal faaliyetlerle uğraştığı sanayinin nerdeyse olmadığı ilçenin asıl önemli olduğu ve yörede meşhur olan kaplıcalarının bulunmasıdır. İlçedeki belediye hamamı dışında 90′lı yılların sonlarında yapılan turistik kaplıca oteli ilçeye kaplıca turizminde katkı sağlamıştır. İlçe hava şartları karasal şartlara hakimdir. İlçe güreşçileriyle meşhurdur. Hamamözü, Amasya’ya bağlı, il merkezine 90 km. Çorum il merkezine 43 km. uzaklıkta, 18 köyü bulunan, 1600 nüfuslu küçük ve şirin bir ilçedir. (Köyleri dahil toplam nüfus yaklaşık 6000′dir)

Gümüşlü İbrahim ve Kamil beylerin bir çiftliği iken 1879 Osmanlı – Rus Savaşı’ndan sonra Kuzey Kafkasya’dan göç eden Çerkes aileler tarafından satın alınmıştır. Çevre köy halkının büyük bir bölümü ise Gümüşhane’den göç etmiştir.

Kuzeyinde Gümüşhacıköy, kuzeybatısında Osmancık, güneyinde Laçin ve Çorum bulunmaktadır. Çevresinde ise; kuzey ve batıda İnegöl Dağları, doğu ve güneyde ise Saray Dağları ve Eğerci Tepesi bulunmaktadır.

Hamamözü belediyesi 1972 yılında kurulmuştur. Hamamözü, 23. km kuzeyinde bulunan Gümüşhacıköy’e bağlı iken 1991 yılında ilçe olmuştur.

İlçeye ulaşım, Samsun – İstanbul karayolu üzerinde Merzifon ve Gümüşhacıköy, Osmancık, Çorum ve Laçin üzerinden yapılmaktadır.

Hamamözü, Karadeniz ve Kara İklimi’nin geçiş bölümünde yer almaktadır. Kısmen ılıman kara ikliminin hakim olduğu söylenebilir.

Hamamözü, Türkiye turizmine ilçede bulunan iki önemli kaplıca tesisi ile hizmet etmektedir. Bunlar Arkutbey Şifa Kaplıcaları ve bünyesinde 4 yıldızlı bir oteli de barındıran Gimpaş Termal Tesisleri’dir.

Biri çok programlı lise olmak üzere ikisi ilköğretim toplam 3 okul bulunmaktadır. İlçeye bağlı köylerin büyük kısmı taşımalı eğitim kapsamındadır.

İlçede, hemen hemen tüm ihtiyaçları karşılayacak süper market, market, restoran, lokanta, kuyumcu, benzin istasyonu gibi imkânlar mevcuttur.

İlçe merkezine 8 km. uzaklıkta, adını yakınında bulunan Omarca Köyü’nden alan Omarca Çamlığı, Yemişen Dede Çamlığı ile ilçe merkezinde bulunan Kuştepe gibi piknik ve mesire alanları mevcuttur.

Merzifon, Amasya

İlçenin adı

İlçeinin adının kökeni hakkında iki varsayım mevcuttur:

  1. M.Ö.700’lü yıllarda Merzifon’un 4 km.doğusunda, bugün Marınca diye anılan köyün bulunduğu yerde, bölge valisi Barsevinç kendi ismini taşıyan bir kasaba inşa ettirmiştir. Bu kasabanın adı zamanla Marsevinç, Mersuvan ve Merzifon şeklini almıştır.
  2. M.Ö.222’de bölge valisi 5. Mihridat tarafından, bugünkü Merzifon’un yerinde, Merzpond adında bir kale inşa ettirilmiş ve adı Merzban, Merzifon şeklinde değişmiştir. ”Merz” kelimesi Farsça’da “sınır, mahal, sükun”, ”fon” sözcüğünün de pont’un arapçalaştırılmış hali olduğu, dolayısıyla ”Merzifon” sözcüğünün “Pond karargahı” anlamına geldiği açıklanmıştır.

Batı dillerinde Marsovan olarak geçer.

Nüfus

2008 Genel Nüfus Sayımına göre nüfusu 75,500′tür. Bu nüfusun 52,700′ü şehir merkezinde, 22.800′ü köyde yaşmaktadır. Samsun-Ankara karayolu uzerindedir. Samsun’a 109, Çorum’a 61, Amasya’ya 57, Ankara’ya 311, İstanbul’a 600 km mesafededir.

Tarihi

Bölge tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Yediler namı ile anılan gölleri, bereketli toprakları ile avcılık ve tarıma uygun bu ova yaklaşık 7 bin sene önce de insanlara yurt olmuştur. Karadeniz sahiline ve orta Anadolu’ya giden yollar Merzifon’da kesişmektedir. Bu nedenle coğrafyacı ve tarihçi Strabon bu bölgeyi “Bin köy”bölgesi olarak tanımlamıştır.

Strabon’un bin köy olarak belirttiği bölgede yapılan arkeolojik araştırmalarda yüzlerce höyük ve yerleşim yerinin varlığı saptanmıştır. Bu höyüklerden elde edilen seramik ve buluntulara göre Merzifon tarihinin M.Ö 5500’lere kadar uzandığı anlaşılmıştır.

Frigler

Karanlık çağ sonrası M.Ö.8. yüzyılda bölgedeki Hitit kentleri üzerine yerleşen Frigler başta Merzifon kalesi (şehir merkezi) olmak üzere çevredeki diğer Hitit yerleşim yerlerini de onarımdan geçirerek kullanmışlardır. Ayrıca Oymaağaç, Onhoroz, Büyük ve Küçük Küllük höyükleri de Frig yerleşim izleri taşımayan höyüklerdir.

Kimmer ve İskit

M.Ö.600’lerde Kafkaslardan gelen Kimmer ve İskit akınlarıyla birlikte Anadolu’da Frig siyasi egemenliği son bulmuştur. Merzifon ve Gümüşhacıköy civarında İskit hakimiyetinin çok kısa süreli de olsa varlığı bulunmaktadır. Bu döneme ait buluntular Gümüşhacıköy-İmirler köyündeki bir mezardan çıkarılmış olup, Amasya müzesinde sergilenmektedir.

Pontos devleti

Pontusluların baskenti Amasya’dır. 200 yıl Amasya başkentlik yapmıştır. Amasya’daki kral mezarları bunlara aittir.

Amasya’nın iki büyük şehri Trabzon ve Sinop’tur. Başkentin Amasya olması ile birlikte Merzifon’da önemli ticaret merkezi olmuştur. Merzifon, askeri savunma ve ticaret yolu güvenliği açısından önemli bir yer tutmuştur.Yaklaşık 200 Yıllık Pontos (Mitridatlar)dönemi M.Ö.47’de Roma Generali Sezar ile Pontos devlet kralı II.Pharnakes arasında, antik Zile (Zela) ile Amasya arasındaki Bacul köyünde yapılan savaşta Pontos askerlerinin yenilmesi ile son bulmuştur. Bölgede Pontos Devleti hakimiyeti zayıflamış ve bu tarihten itibaren Roma hakimiyeti dönemi başlamıştır.

Roma dönemi

Pompeius ve Lukullus savaşları esnasında Pontos şehirleri tahrip olmuştur. Anadoluyu, 131 Yılının sonbaharında ziyaret eden imparator Hadrianus, Amasya şehri ve çevresinin harap halini görmüş kentlerin imarı emrini vermiştir. Özellikle antik çağda yoğun iskan görmüş Merzifon ve civarındaki Roma köylerini de ziyaret ederek bölgede eski tapınakların onarımını, ayrıca yeni tapınakların da yapımı emrini vermiştir.

Bugünkü Karşıyaka (Neopolis) köyünde Zeus Stratios adına bir tapınak inşa ettirmiştir. Bu tapınağa ait sütun başlıkları ve sunak yazıtı Amasya Müzesi bahçesinde teşhir edilmektedir.

Bölgede huzur ve sükunetin sağlanması ile ekonomik hayat yeniden canlanmış, Merzifon şehrini çevreleyen şehir surları ve kalesi yeniden tamir edilmiş, şehir nüfusunun artmasıyla yeni mahalleler eklenmiştir.

Yine bu dönemde Merzifon’a bağlı olan Aktarla (Nureni) Köyü de önemli bir Roma yerleşmesi olup, 1994 Yılında Müze müdürlüğünce yapılan arkeolojik kazıda M.S.3. yüzyıla ait, Akroterli, Bezemeli bir lahit çıkarılmıştır. Lahit müze müdürlüğünde teşhir edilmektedir.

Roma İmparatorluğu 395’te Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmış, Merzifon ve civarı Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içerisinde kalmıştır.

Bizans İmparatorluğu

Romanın bir devamı olan Bizans İmparatorluğunda eski yerleşmeler aynen devam etmiş, Merzifon şehri de bu dönemde önemli bir kültür merkezi olmuştur.

Emeviler

8. yüzyılın başlarında Merzifon ve civarı Arap akınlarına (Emevi) maruz kalmış, şehir kısa bir süre Arap hakimiyetinde kaldıktan sonra tekrar Bizans hakimiyetine geçmiştir.

Merzifon ovasına hakim olan ve ALICIK KÖYÜ yakınlarında bulunan bu bölgedeki ticaret yolu üzerinde yer alan Bulak Kalesi yol güvenliğini sağlamak için kurulmuştur.

Danişmentler

11. yüzyılda bölge ile birlikte Merzifon da Danişmentler in hakimiyetine girmiştir. Şehrin İslam hakimiyetine girmesiyle, şehirdeki Bizans eserlerinin bir kısmının cami ve medreseye dönüştürüldüğü bilinmektedir..

Selçuklu

Merzifon 12. yüzyılda Selçuklu egemenliğine (II. Kılıç Arslan zamanı) girmiş ve 14. yüzyıla dek bir Selçuklu şehri olarak kalmıştır.

İlhanlı

Şehir 14. Yüzyılda İlhanlı hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde Merzifon ve havalisine yönetici olarak Moğol kökenli valiler tayin edilmiştir. İlhanlı Hükümdarı Ebu Sait Bahadırhan bu bölgenin idaresini Moğol Beyi Emir Çobanoğlu Demirtaş’a vermiştir.

Eratna Beyliği

İlhanlı yönetiminden sonra bölge, Eratna Beyliği hakimiyetime girmiştir (1335 – 1341). Eratna Beyi Şadgeldi Paşa Amasya ve Merzifon civarını da idaresi altına almış,daha sonra Şadgeldi Paşa’nın oğlu Emir Ahmet ile Kadı Burhaneddin arsında bir dizi savaşlarda sürekli el değiştirmiştir.

Taşanoğulları

1353-1396 tarihleri arasında Merzifon ve civarı Türkmen Beylerinden Taşanoğulları nın hakimiyetinde kalmıştır.

Osmanlı

Taşanoğulları Hasan ve Ali Bey zamanında, 1393 yılında Yıldırım Beyazid’in Amasya’yı fethetmesiyle birlikte yaklaşık 3 yıl süren mücadele sonucunda Merzifon bölgesi de Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı döneminde, Sivas eyaletine bağlı Amasya Sancağının kazası olan Merzifon önemli bir kültür merkezi olmaya devam etmiştir. 1402 yılında Yıldırım Beyazid ile Timur arasındaki savaşta dağılan Osmanlı birliğini Amasya şehzadesi Çelebi Sultan Mehmet yeniden sağlayarak Osmanlı tahtına çıkmıştır. Bölgede sükunetin sağlanması ile Merzifon şehri de eski önemine kavuşmuştur. Osmanlı hakimiyetine giren şehir İstiklal Savaşı’na kadar Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.

I.Dünya savaşı

I. Dünya savaşı’ndan sonra Merzifon 15 Mart 1919’da İngilizler tarafından işgal edildi. İşgal altındaki Merzifon’da 16 Haziran 1919’da büyük bir miting düzenleyerek İzmir’in işgali protesto edildi. O sırada Amasya’da bulunan Mustafa Kemal Paşa, mitingi bir telgrafla İstanbul’daki Harbiye Nezareti’ne bildirdi. Merzifonluların işgal boyunca sürdürdükleri şuurlu tepki sonucu İngilizler Eylül 1919’da Merzifon’u terk etmişlerdir .

Atatürk, Söylev’inde Merzifon’la ilgili olarak şunları söylemekte:

“1919 yılı Mayıs’ının 19.günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş.” “Merzifon’la Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor.” > Atatürk Samsun’dan İstanbul’a çektiği şifreli telgrafta da : 9 Mart 1919′da yerel yönetimin haberi olmaksızın Samsun’a çıkan iki yüz İngiliz askerine ek olarak 17 Mayıs’da yüz İngiliz askeri ile birkaç hayvan ve savaş gereçleri çıkarıldığını bildirmiştir. 9 Mart 1919′da İngilizlerin Samsun’a çıkardıkları askerlerden bir bölüğünün Merzifon’a geleceği haberi kente yayıldı.Haberi duyan Ermeni ve Rumlar sevinç gösterileri yaptılar. 15 Mart 1919′da Solter adlı bir İngiliz subayının komutasındaki birliği,Ermeni ve Rumlar Bahçecik(Urumcuk,Rumcuk)köyü köprüsüne değin giderek törenle karşıladılar. İngilizler,hükümet konağının önündeki direkten Osmanlı Bayrağını indirerek yerine İngiliz Bayrağı çektiler.İngiliz Bayrağı çekilirken bir İngiliz askerini jandarma erlerimizden birini itmesi üzerine,sinirleri gergin olan halk galeyana geldi.Lise öğrencisi gençlerle İngiliz Askerleri arasında çatışma çıktı.Ertesi gün Merzifon halkı dahada coşarak Hükümet Konağı önünde toplanıp protesto gösterisi yapmaya başladı.Bayraklarının zorla indirileceğini anlayan İngilizler,üzücü olaylara neden olmamak için halkın gözü önünde bayraklarını direkten indirip yerine Osmanlı Bayrağını çekmek zorunda kaldılar. İngilizler,ceza evinde bulunan ne kadar Ermeni,Rum tutuklu ve hükümlü varsa hepsini salıverdi. İşgalin ikinci günü,Rum ve Ermeni çeteleri köylerde soygun ve taşkınlıklara başladılar. Amerikan Kolejinde bulunan,yakın doğu dayanışma kurulundan,Keçil adındaki Amerikalı,itilaf Devletleri temsilciliğiymiş gibi davranarak ve yerel yönetime baskı yaparak gece,Hükümet Konağını açtırıp gaz lambası ışığında,nüfus memurunun başında bekleyip önceden Müslüman olarak adlarını değiştiren Ermenilerin kayıtlarını değiştirerek yerine eski adlarını yazdırdı. İngiliz işgal birliği Merzifon’da kaldığı süre içinde Kara Mustafa Paşa İlkokulunu karargah olarak kullandı.Bazılarıda Amerikan Kolejine yerleşti. İlk gelen İngiliz askerleri Hintli Müslüman’lardan oluşuyordu.Bunlardan Merzifon’da ölen bir askerin cenaze töreninde yerli halkın gösterdiği Dini ilgi ve katılım kuşku uyardırdığından çok geçmeden Müslüman Hintli askerler geri çekilerek yerlerine Müslüman olmayan Senegal askerleri getirildi. Sayıları binleri aşan Rum çeteciler,Çarşamba,Bafra ve Samsun’dan başlayarak Merzifon’a kadar uzanan bir alanda dağlara yayılmışlar ve özellikle Samsun-Havza arasındaki köylerde Müslüman halka karşı saldırılarını iyice artırmışlardı.Kent halkı ise birlik olup çetecilere ve İngiliz askerlerine karşı tavır aldı.Onların kent içindeki davranışlarını izleyip taşkınlık yapmalarını önledi. Mustafa Kemal’in incelemeler yapması için Havza’dan gönderdiği Dr.İbrahim Tali(Öngören)Bey,Kaymakam veliki Mirzaoğlu Ahmet Bey(Eymir),Topçu Komutanı Bnş.Pire Mehmet Bey,18.Piyada Alayı Komutanı olan Merzifon’lu Süreyya Bey ve Merzifon’un ileri gelenleri ile görüştü.İşgal güçlerine karşı nasıl davranılacağı,silah edinilmesi ve kurulacak”Ulusal Direniş”ile ilgili bilgiler verdi.Yaralı olduğu için Merzifon’da izinli bulunan Ahmet Süreyya Bey,halka önderlik ederek askeri kışladan kaçırılan silan ve cephaneyi kardeşi Hacı Raif Efendi’nin evine taşıtarak silahı olmayan halka dağıttı.Bu durumu anlayan İngilizler,halkın karşı koyacağından çekindikleri için genel bir arama yapmayı bile göze almadılar.Silahlanan Merzifon halkının morali daha da yükseldi. Her an çıkabilecek silahlı bir çatışmaya dayanamayacaklarını anlayan İngilizler,28 Eylül 1919 günü Merzifon’dan ayrılmak zorunda kaldılar. (Kaynak;A.Aziz Taşan) Vehbi Cem Aşkun,”Kurtulan Merzifon”adlı kitabında,işgalin kırılması için çaba gösteren,çalışan kişilerin adlarını şöyle sıralamıştır: Kaymakam Vekili,Topçu Komutanı Pire Mehmet Bey,Ahmet Süreyya Bey,Müftü Efendi,İttihat ve Terakki ileri gelenlerinden Himmetzade Ali Efendi,Çelebizade Abdullah Efendi,Avukat Sadık Bey,Numan Beyoğlu Numan(Özer),Salihbeyzade Hüseyin Efendi(İttihat ve Terakki Partisi Başkanı)Siryelizade Rıza Efendi,Belediye Başkanı Hacı Ömer Efendi(Acar)ve diğerleri.

Mehmet Fevzi (Şarman)Bey,Vehbi Cem Aşkun’a yazdığı bir mektupta,kayınbiraderi Kurmay Albay Ömer Lütfü (Yasan)Bey’den aldığı telgraf üzerine 25 Mayıs 1919′da Mustafa Kemal’i Havza’da karşılamaya gittiğinde,yerel örgütlenme için Mustafa Kemal’in verdiği buyruklar üzerine Müftü Vehbi Efendi’nin başkanlığında,Belediye Başkanı Hacı Ömer,Mahami Kardeşlerden Avukat Sadık Bey,Ganizade Hacı Hafız,belediye Doktoru Hakkı ve Siryalı Rıza Efendi tarafından”Merzifon Müdafaa-i Hukuk Derneği”kurulduğunu yazmıştır.

Höyükler

Ortaova köyü Onhoroz, Büyük-Küçük Küllük höyükleri (tepeleri) ve Hayrettin köyü höyükleri en önemli Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı yerleşmeleridir. Merzifon bölgesinin Hitit döneminde de başkent Hattusaş’a sınır olması nedeni ile önemli bir merkez ve yerleşim yeri olduğu görülmektedir. Bu dönemde (M.Ö.1700-700) bölgeden iki adet tabii yol geçmektedir. Bunlar:

  1. Çorum – Merzifon – Havza – Kavak – Samsun yolu (bugünkü kara yolu).
  2. Çorum – Merzifon – Havza – Vezirköprü – Oymaağaç güzergahıdır.

Yine bu dönemde Merzifon’a bağlı Oymaağaç köyü önemli bir Hitit yerleşim birimidir.

Köyler:

Akören • Akpınar • Aksungur • Aktarla • Alıcık • Alişar • Aşağıbük • Bahçecik (Urumcuk) • Balgöze • Bayat • Bayazıt • Bulak • Büyükçay • Çamlıca • Çavundur • Çaybaşı • Çayırköy • Çayırözü • Çobanören • Demirpınar • Derealan • Diphacı • Elmayolu • Esentepe • Eymir • Gelinsini • Gökçebağ • Gümüştepe • Hacet • Hacıyakup • Hanköy • Hayrettinköy • Hırka • İnalanı • Kamışlı • Karacakaya • Karamağara • Karamustafapaşa (Marınca) • Karatepe • Karşıyaka • Kıreymir • Kızıleğrek • Koçköy • Kuyuköy • Küçükçay • Mahmutlu • Ortabük • Ortaova • Osmanoğlu • Oymaağaç • Oymak • PekmezciSaraycık • Sarıbuğday • Sarıköy • Sazlıca(İlemi) • Şeyhyeni • Türkoğlu • Uzunyazı • Yakacık(Muşruf) • Yakupköy • Yalnız • Yenice • Yeşilören • Yolüstü(Gölköyü veya Körköyü) • Yukarıbük

Suluova, Amasya

Amasya ilinin bir ilçesidir. İl Merkezine 25 km. mesafede ve batıda yer alır. Orta Karadeniz’in şirin ilçelerinden biri olan Suluova Miladi ilk yıllarda “Arguma” (Sulakyurt) adıyla anılır. 1902 yılında “Suluca” ismiyle bucak olmuştur. 1946 yılında “Suluova” ismini almış ve ilçe olmuştur. 2000 yılı genel Nüfus sayımına göre Suluova’nın nüfusu, ilçe merkezinde 42.715, kasaba ve köylerde 11.408 olmak üzere toplam 54.123’tür.

İlçeye bağlı bir belde (Eraslan Beldesi) ve 38 köy bulunmaktadır. İlçe merkezinde 20 mahalle vardır. Köylerin 2/3’ ü ova köyü, 1/3’ü ise orman ve dağ köyüdür. Köylerin yerleşimi topludur.

Suluova’nın tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanmaktadır. “Doğukent” mahallesinde bulunan Kumbettepe’ de yapılan kazılarda çıkan envantere göre ilçe tarihi, kalkolotik çağ ve Hititler devrine kadar uzanmaktadır.

Selçuklular döneminde Türk idaresine (egemenliğine) girmiştir.1386 yılında Osmanlı idaresine geçmiştir.

Zengin bir linyit kaynağına sahip ilçe merkezi 1954 yılında Şeker Fabrikasının kurulması ile hızlı bir gelişme göstermiştir. Suluova 1957 yılında ilçe olmuştur.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımına göre, 54123′dür. Bunun 42715′i ilçe merkezinde, 11408’sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 845 km²′dir.

İlçe merkezine bağlı 2 belediye ve 34 köy bulunmaktadır

l: Amasya ● İlçe Merkezi: Suluova
Beldeler: Eraslan
Köyler:
Akören • Alabedir • Arucak • Aşağıkarasu • Ayrancı • Bayırlı • Boyalı • Cürlü • Çayüstü • Çukurören • Derebaşalan • Dereköy • Deveci • Eğribük • Harmanağılı • Kanatpınar • Kapancı • Karaağaç • KazanlıKerimoğlu • Kılıçaslan • Kıranbaşalan • Kolay • Kulu • Kurnaz • Kutlu • Kuzalan • Küpeli • Oğulbağı • Ortayazı • Özalakadı • Salucu • Saygılı • Seyfe • Soku • Uzunoba • Yolpınar • Yüzbeyi

Taşova, Amasya

Coğrafi Yapı

Taşova İlçesi 40* 46′ 36″ kuzey enlemi ile, 36* 13′ 12″ doğu boylamı üzerinde bulunuyor. Taşova doğuda Koyulhisar’dan başlayarak, Reşadiye, Niksar ve Erbaa gibi önemli büyük ilçeleri içine alan verimli ovanın batısındadır. İlçenin doğusunda Tokat’ın Erbaa ilçesi, Batısında Amasya ve Samsun İli’nin Ladik İlçesi, kuzeyinde Samsun İli’nin Çarşamba İlçesi ve güneyinde Tokat İli’nin Turhal İlçesi bulunuyor

Tarihçe

Taşova tarihte birçok devletin hakimiyeti altına girmiştir. İlçede yapılan kazılarda arkeolojik buluntulara rastlanmıştır.

Taşova’da egemenlik kuran ilk devlet Hititlerdir. Hititler, M.Ö. 1650 yıllarında Anadolu’ya hakim olunca, Taşova ve çevresini de idareleri altına aldılar. Daha sonra yöreye Frigler (M.Ö. 1200-700) ve Kimmerler hakim oldu. İran’da kurulan Med İmparatorluğu, Anadolu yönünde genişlemeye başlayıp Kimmerler Devleti’ne son vererek bölgeye hakim oldular. Taşova Pers Kralı III. Adaşir zamanında Pers hakimiyetine geçti.

Makedonya Kralı İskender, M.Ö.331 yılında Anadolu’yu istila etti. Dolayısıyla Taşova da Makedon idaresine geçti. Makedonya Krallığı’nın dağılması üzerine yörede Pontus Krallığı kuruldu.(M.Ö.291) Pontus Krallığı’nın egemenliği Amasya’nın Roma İmparatorluğu’na katılmasına kadar devam etti. Roma İmparatoru, Jules Sezar, Pontus Kralı Farnak ile yaptığı çarpışmayı kazandı. (M.Ö.47). Romalılar, M.S. 25 yılında yöreyi tamamen topraklarına kattılar. Amasya ve Alparslan Müzelerinde sergilenen pek çok eser, yörede Makedonya ve Roma İmparatorluklarının hakimiyet sürdüğünü doğrulamaktadır.

Taşova 395 yılına kadar Roma hakimiyetinde kaldı. Bu tarihten sonra asırlarca Bizanslar yöreyi ellerinde tuttular. 712 yılında Emeviler Taşova’yı ele geçirdiler. Türkler Anadolu’ya gelene kadar yöre, Arapların idaresinde bulundu.

Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan, 26 Ağustos 1071′de Malazgirt Meydan Muhaberesi’nde Bizans ordusunu yenilgiye uğratarak Anadolu’nun kapılarını Türklere açtı. Sultan Alp Arslan’ın Anadolu’ya gönderdiği Türk komutanlar Anadolu şehirlerini birer birer ele geçirmeye başladılar. Malazgirt savaşı’nı takip eden ikiyüzyıl boyunca Horasan ve Maveraünnehir’den göç eden Türk boyları, şehir ve kasabalara yerleştiler. Bu arada 1257′de Horasan’dan göç eden Seyyid Nurettin Alparslan, bugünkü Alparslan Kasabası’na gelerek yerleşti. Rufai tarikatına mensup olan Seyyid Nurettin zaviye bir vakıf tesis etti. Yörenin Türkleşmesinde ve halkın manen eğitiminde etkili oldu. Seyyid Nurettin’in kurduğu vakıf 1901 yılına kadar faaliyetini sürdürdü.

Taşova, 1075 yılında Danişmentliler’in eline geçti. Danişmentli Hükümdarı Melik Gazi, yöreyi ele geçirerek adeta Amasya’yı Türk-İslam kültürünün merkezi haline getirdi. Taşova ve çevresi II. Kılıçarslan zamanında 1174′de Türkiye Selçukluları’nın hakimiyeti altına girdi. Bu dönemde bölge, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun saldırılarına maruz kaldı. Kösedağ Savaşı’ndan sonra yöre, Moğol İstilası’na uğradı. Anadolu’da kıtlık, yoksulluk ve kargaşa baş gösterdi. Meşhur Babai ayaklanması yörede etkili oldu. Selçuklu Devleti karışıklıkları önlemek için ülkeyi ikiye ayırdı. Taşova Rum Eyaleti içinde kaldı ve idaresi Seyfettin Torumtay’a bırakıldı. Selçuklu Devleti’nin dağılmasından sonra ülkede beylikler kuruldu. Önce Kadı Burhanettin Devleti, sonra Tacettinoğulları yörede 1425 yılına kadar hakimiyet sürdü. Bu tarihte Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmet, Tacettin Beyliği’ne son vererek, Taşova’yı ülkesine dahil etti.

Taşova Osmanlı Devrinde, Tokat Sancağı’na bağlı bir köy olarak teşkilatlandırılmıştır. Devlet yıkılana kadar bu özelliğini korumuştur. Kurtuluş Savaşı’nda Taşova, Rum Çetelerinin saldırılarına hedef oldu. Rum çeteleri, Türk Köylerine saldırılar yaparak, kadın, çocuk ve ihtiyar demeden pek çok Türkü katlettiler. Türk halkı bu gelişme üzerine silahlanarak, Rumlara karşı harekete geçti. Mustafa Kemal’in önderliğindeki Milli Mücadele başarıya ulaştıktan sonra yöreye askeri kuvvet gönderildi. Yapılan silahlı mücadele sonunda yöre Rum Eşkıyalarından temizlendi.

Taşova Cumhuriyet Döneminde 1923′den 1944 yılına kadar, Tokat İli Erbaa İlçesine bağlı olarak kaldı. Bu devirde adı Yemişenbükü idi. 4 Ağustos 1944 tarihinde 4448 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bağımsız bir ilçe olmuştur. Tokat İline ulaşımın güç olması ve hizmetlerinin gecikmesi sonucu 1953 yılında alınan Bakanlar Kurulu Kararı ile ilçe, Tokat İlinden ayrılarak, Amasya ilinin sınırlarına dahil edilmiştir.

l: Amasya ● İlçe Merkezi: Taşova
Beldeler: Akınoğlu • Alpaslan • Ballıdere • Belevi • Boraboy • Çaydibi • Destek • Esençay • Özbaraklı • Uluköy
Köyler:
Alçakbel • Altınlı • Ardıçönü • Arpaderesi • Çakırsu • Çalkaya • Çambükü • Çılkıdır • Dereköy • DevreDörtyol • Durucasu • Dutluk • Elmakırı • Gemibükü • Geydoğan • Gökpınar • Güendik • GüngörmüşGürsu • Hacıbeyköyü • Hüsnüoğlu • Ilıcaköy • Ilıpınar • Karabük • Karlık • Karsavul • Kavaloluğu • Kırkharman • Kızgüldüren • Korubaşı • Kozluca • Kumluca • Mercimekköy • Mülkbükü • Sepetli • Şahinler • Şeyhli • Tatlıpınar • Tekpınar • Türkmendamı • Umutlu • Yayladibi • Yaylasaray • Yenidere • Yeşiltepe • Yeşilyurt • Yolaçan
• •

Trabzon

Trabzon, Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz bölümünde yer alan Trabzon ilinin merkezi olan bir şehirdir.

Karadeniz sahili ile Zigana Dağları arasında yer almakta olup yüzüölçümü açısından az bir alan kaplar.Batısında Giresun’a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane’ye bağlı Torul ilçesi ve Bayburt, doğusunda da Rize’ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili antik çağ’dan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır. Şehrin merkez nüfusu 2009 yılına göre 980.523′tur.1935′te 30.000 olan nüfusu 1990′da 361.886′ya, 2000′de 663.949′a, 2007′de 740.569′e çıkmıştır.

Tarih

Antik çağ

Eusebius’a göre şehrin kuruluş tarihini MÖ 756 olmakla birlikte bu iddia Trabzon’u İstanbul, Roma hatta, genel kanıya göre Trabzon ve diğer Doğu Karadeniz kolonizasyonunu geçekleştiren Sinop’tan daha eski bir kent yapmaktadır. Bu durum gerçekse Sinoplular varolan bir kenti MÖ 630 tarihinden sonra yeniden kolonize etmiş olmalıdırlar. Anabasis’te geçen “Pontos Euksenios kıyısındaki bu şehir Sinope’nin Kolhis ülkesindeki kolonisidir”ifadesi daha sonra Arrian ve Peripleus tarafından da onaylanmıştır.Merkezinde Yunanlıların çevre köylerinde bugünkü LazlarınKolhislilerin ve Tsanlar’ın yaşadığı Trabzon, Antik çağ ve sonrasında Zigana geçidi üzerinden Ermenistan ve Euphrates civarında üretilen ticari malların takas edildiği ticaret merkezi ve dış ülkelere satıldığı bir ihraç limanı özelliğindeydi. Pontus İmparatoru Mithridates’in Roma İmparatorluğu ile giriştiği bir dizi savaşı kaybetmesinin ardından Anadolu topraklarının yanısıra Trabzon’da Roma hakimiyetine girmiştir. ataları olan

Roma ve Bizans

Pompey’e karşı mücadelesinde Mithridates’e destek vermeyen Trabzon Roma döneminde ödüllendirilmiş serbest şehir statüsü kazandırılmıştır.Bizzat kente gelen Arrian, Trapezus’un Roma döneminde güney Karadenizdeki en önemli liman kenti olduğunu belirtmiştir. Roma İmparatoru Hadrian döneminde restore edilen kente, Trajan döneminde Pontus Kapadokyası eyaletinin başkenti olmuş ve yeni bir liman inşa edilmiştir.Gallianus döneminde bir Germen kabilesi olan Gotlar tarafından yağmalanmış, Justinian döneminde tekarar onarılarak eski konumunu kaznamıştır. İstanbul’un Latinler tarafından işgali üzerine Komnenos ailesi,Trabzon’a sığınarak 1461 tarihine Osmanlı fethine dek sürecek bağımsız bir krallık (Trabzon İmparatorluğu) kuracaklar, kendilerini Roma İmparatoru ilan edeceklerdi

Trabzon İmparatorluğu

Komnenos hanedanından VII. Michael Latin işgali nedieniyle Trabzon’a gelerek teyzesi Gürcü kraliçesi Tamar’nın da desteğiyle kendini Roma İmparatoru ilan etmişse de Batı özellikle Vatikan Trabzon İmparatorunu küçümseyerek “Laz hükümdarı” olarak tanımlamıştır. Trabzon imparatorları başlangıçta diğer Bizans (Doğu Roma) imparatorları gibi çift başlı (aetos) figürünü sembol olarak kullanmışlarsa da Latin işgalinin sona ermesi ve Konstantinapolis’de yeniden yasal yönetimin iktidarı ele geçirmesiyle, bir çatışmaya sebebiyet vermemek için bugün Trabzon Ayasofya müzesinin giriş kapısının üzerinde rölyefi bulunan tek başlı kartal sembolü tercih etmişlerdir. Cenevizliler ile Venedikliler, Moğollar ile Osmanlılar hatta çeşitli Türkmen (Akkoyunlu kabile federasyonuna mensup) klanları ile denge politikası sürdürerek, varlığını sürdürebilen bu zengin liman kenti, İstanbul’un fethinden sekiz yıl sonra (1461) Fatih Sultan Mehmet tarafından Karadeniz’deki çeşitli beylikler, İtalyan kolonileri ve Kırım’la birlikte ele geçirilerek İpek yolunun stratejik anahtarının Osmanlı hakimiyetine girmesi sağlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu

1. Bayezid’in 1398 de Samsun yöresini almasından sonra Trabzon Komnenos Krallığı Osmanlı Devletine yıllık vergi ödemek zorunda bırakılmıştır. David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan aracılığıyla geri istemiş, Osmanlılara karşı Avrupa’daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmuştur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşatarak, 1461 yılında Trabzon’u ele geçirmiş ve Komnenosların egemenliğine son vermiştir.

Trabzon, Osmanlı Döneminde önce eyalet ve sancak olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiştir. İlk sancak beyi Hızır Bey’dir. 1470 yılında sancak beyliği küçük yaşta Şehzade Abdullah’a verilmiş; Abdullah, annesi Şirin Hatunla birlikte 1479 yılına kadar Trabzon’da yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim de şehzadeliği sırasında (1491-1512) Trabzon’da Sancak Beyi olarak bulunmuş, sonradan Kanuni ünvanı alacak olan oğlu Sultan Süleyman burada doğmuştur.

Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan Sancağı ile birleştirilerek eyalete dönüştürülmüş ve bu yeni idari birimin merkezi olmuştur. 1867 yılında Trabzon’da büyük bir yangın çıkmış, bir çok kamu binası da bu sırada yanmış ve kent daha sonra yeniden düzenlenmiştir. 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar Trabzon’a saldırır (14 Nisan 1916). Trabzonlulardan oluşan vurucu güçler (Milis), bu saldırı sırasında gerilla savaşı verirler. Bu sıralarda, cepheye gönderilmek üzere Hamidiye Zırhlısının desteğinde Trabzon Limanına gelen cephane Trabzonlu gençlerce büyük bir heyecan içinde boşaltılıp Maçka’ya taşınır.

Çaykara’da Sultan Murat Yaylasında (10 Haziran 1916), Of’ta Baltacı, Arsin’de Yanbolu Derelerinde Ruslara karşı başarılı savaşlar verilmiş, ancak o yıllardaki koşullar altında düşmanın Trabzon’a girmesine engel olunamaz ve Ruslar 14 Nisan l916 yılında Trabzon’a girer. Rusların Trabzon’da kaldığı bir yıl, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yaparlar; sayısız insan öldürürler.

1917′de Rusya’da “Bolşevik Devrimi” olur, Çarlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Bu Rusların Trabzon’dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batıdan doğuya doğru kayan ve Karadağ’da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat’a inerek Yüzbaşı Kahraman Bey’in komutasında üç koldan Trabzon’a doğru yürürler ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon’a girer.

Türkiye Cumhuriyeti

Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları yeni Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini kurmuşlar ve Trabzonda yeni ülkenin yeni idari yapısında altmışbir (61) nolu il olarak yerini almıştır.

İlin Cumhuriyet dönemindeki sınırları kültürel ve tarihsel bir düşünceyle değil tamamen idari yapı ve merkezlere uzaklıklar baz alınarak çizilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 81 ilinden biri olan Trabzon, Doğu Karadeniz bölgesinde yer almakta ve 4.685 km2′lik yüzölçümüyle ülke topraklarının % 0,6’sını oluşturmaktadır.

Cumhuriyetin ilanından sonra Trabzonda çeşitli fabrikalar kurulmuştur.

Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon’a üç kez gelir; 1924, 1930 ve 1937 yıllarında, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca “ATATÜRK GÜNÜ” olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir

Toplum ve Kültür

Halk

Trabzon halkı adet , yaşam tarzı , gelenek ve görenek bakımından kendine ve yöreye özgü özellikler taşımaktadır. Trabzonda çok çeşitli türkmen boyları yaşamaktadır. Çepniler ise bölgede Şalpazarı ve Beşikdüzü ilçesinin Şalpazarına yakın köylerinde 29 kadar köyde yaşamakta olup en eski Türkmen geleneklerini hala sürdürmektedirler. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde; “Fâtih Sultan Mehmed Han Gazi toprağı mis kokulu ve mekanı cennet olsun hazretleri bu kaleyi feth ettiğinde dört tarafında bulunan bölgelerden çeşitli insanları sürerek Trabzon’a nakl ettirip iskân ettirdi. Öyle imar oldu ki sanki insan deryası oldu. Halkının çoğunluğu Lazlardan oluşan insanlar topluluğudur.” demektedir. Trabzon halkının fiziki özelliklerinden söz ederken de, “Beşinci iklimde bulunduğu için suyu ve havasının tatlılığından bütün halkı gezip eğlenmeye hevesli ve zevk ehli olup içmeye ve eğlenmeye düşkünlerdir. Gamsız ve aldırışsız zarif dostlar ve âşık kimseler olduklarından yüzlerinin renkleri kırmızımsıdır. Kadınlar kısmı Abaza, Gürcü ve Çerkes güzelleri olduklarından güzel erkek ve kız çocukları olur ki sanki her biri birer ay parçası ve güneş pençesidirler.” diye tarif etmektedir.

Giyim – kuşam

Osmanlı döneminde Samsun ile Batum arasında(sahil) geleneksel giyim (Laz kıyafeti olarak da bilinir) şöyledir:

  • Erkek: Başta iki ucu üzerinden sarık gibi dolanarak uzun kulaklı bir düğümle bağlanan ve kukula adı verilen siyah başlık. Üstte beyaz mintan ve üzerine siyah aba yelek. Altta bacak arası körüklü bacak kısmı dar zipka adı verilen siyah şalvar.
  • Kadın (köylü): İçte kamis adı verilen yakasız Trabzon bezinden gömlek, başta keşan peştemal, alltta etek veya üçetek elbise (zibun)bele bağlanan ve rengi yöreden yöreye değişen peştemal (fota. Üstte fermene veya kadife adı verilen yelek.
  • Kadın (şehirli, kasabalı): Başta tepelik, Tapla, Koursi, hotoz adı verilen gümüş ya da altın sırmalı yuvarlak tepelik. İçte kamis, üzerine zibun (üçetek) belde peştemal, lahor veya trablus.

Köylü ya da şehirli olsun Trabzon kadını (Rize ve Artvin sahilinde yaşayan Lazlar gibi) kesinlikle şalvar giymemektedir. Tek istisna Şalpazarı bölgesinde olup Çepni kadınları şalvar giymekte ve ucu püsküllü kırmızı ya da pembe belbağı takmaktadır.

Müzik ve Halk oyunları

Trabzon bölgesinin geleneksel çalgıları şimşir kaval, kemençe, davul -zurna ve yörede zimpona, dankiyo adlarıyla da bilinen tulumdur. Sayısız çeşidi olup kadın ve erkekler tarafından toplu oynanılan geleneksel dansların adı ise horondur. Ayrıca Türkmenler saz çalarlar ve saz eşliğinde çeşitli oyunlar oynarlar, bunlardankolbastı oyunu 1930 yılında Trabzon’un Faroz mahallesinde başlamıştır. Farozlu balıkçıların kendi aralarında oynadığı bir oyundur.

Tarihi-Turistik Yerler

Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, Ortaçağ’da bir Rum imparatorluğuna başkentlik yapmış kent doğal güzelliklerinin yanısıra pek çok tarihi yapıyı barındırmaktadır. Bunların en önemlileri:

  • Manastırlar: Sümela Manastırı, Ayasofya müzesi,Kaymaklı Manastırı(Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar (Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera (Hızır İlyas)Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste) Manastırı, Vazelon Manastırı,
  • Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya Kiliseleri,
  • Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna (Küçük Ayvasil), Sotha (St. John)K, Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita, Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii, Semerciler, Çarşı Camii, Gülbahar Hatun Camii, Trabzon valiliği ve Valievi.
  • Konaklar: [Atatürk Köşkü] Memiş Ağa Konağı (Sürmene), Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of), Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı, Sarımollaoğlu
  • Topal Mustafa Evi (Araklı)
  • trabzon ilçeleri
  • Akçaabat • Araklı • Arsin • Beşikdüzü • Çarşıbaşı • Çaykara • Dernekpazarı • Düzköy • Hayrat • Köprübaşı • Maçka • Of • Şalpazarı • Sürmene • Tonya • Vakfıkebir • Yomra İlçe: Araklı
  • Araklı

Akçaabat, Trabzon

İl: Trabzon ● İlçe: Akçaabat
Beldeler: Adacık • Akçakale • Akçaköy • Akpınar • Darıca • Derecik • Doğanköy • Dörtyol • Işıklar • Kavaklı • Mersin • Söğütlü • Şinik • Yıldızlı
Köyler:Acısu • Ağaçlı • Akdamar • Akören • Alsancak • Ambarcık • Arpacılı • Aydınköy • Bozdoğan • Cevizli • Cevizlik • Çamlıca • Çamlıdere • Çınarlık • Çiçeklidüz • Çilekli • Çukurca • Demirci • Demirkapı • Demirtaş • Eskiköy • Fındıklı • Fıstıklı • Gümüşlü • Helvacı • Kaleönü • Karaçayır • Karpınar • Kemaliye • Kirazlık • Koçlu • Kuruçam • Maden • Meşeli • Meydankaya • Ortaalan • Ortaköy • Özakdamar • Özdemirci • Salacık • Sarıca • Sertkaya • Tatlısu • Tütüncüler • Uçarsu • Yeniköy • Yeşiltepe • Yeşilyurt • Zaferli

Arsin, Trabzon

İl: Trabzon ● İlçe: Arsin
Beldeler: Atayurt • Fındıklı • Yeşilyalı •
Köyler:
Başdurak • Çardaklı • Çiçekli • Çubuklu • Dilek • Elmaalan • Gölgelik • Güneyce • Harmanlı • Işıklı • İşhan • Karaca • Oğuz • Örnek • Özlü • Üçpınar • Yeniköy • Yeşilköy • Yolaç • Yolüstü

Beşikdüzü, Trabzon

İl: Trabzon ● İlçe: Beşikdüzü
Beldeler:Türkelli • Yeşilköy
Köyler:
Ağaçlı • Akkese • Aksaklı • Anbarlı • Ardıçatak • Bayırköy • Bozlu • Çakırlı • Çıtlaklı • Dağlıca • Denizli • Dolanlı • Duygulu • Gürgenli • Hünerli • Kalegüney • Korkuthan • Kutluca • Resullü • Sayvancık • Seyitahmet • Şahmelik • Takazlı • Yenicami • Zemberek

Çarşıbaşı, Trabzon

İl: Trabzon ● İlçe: Çarşıbaşı
Beldeler: YOK
Köyler:
Çallı • Erenköy • Fenerköy • Gülbahçe • Kadıköy • Kaleköy • Kavaklı • Kovanlı • Küçükköy • Pınarlı • Samsun • Serpilköy • Şahinli • Taşlıtepe • Veliköy • Yavuzköy • Yeniköy

Çaykar

İl: Trabzon ● İlçe: Çaykara
Beldeler: Ataköy • Karaçam • Taşkıran • Uzungöl
Köyler:
Akdoğan • Arpaözü • Aşağıkumlu • Baltacılı • Çambaşı • Çamlıbel • Çayıroba • Demirkapı • Demirli • Derindere • Eğridere • Kabataş • Kayran • Koldere • Köknar • Köseli • Maraşlı • Soğanlı • Şahinkaya • Şekersu • Taşlıgedik • Taşören • Ulucami • Uzuntarla • Yaylaönü • Yeşilalan • Yukarıkumlu

Of, Trabzon

İl: Trabzon ● İlçe: Of
Beldeler: Ballıca • Bölümlü • Cumapazarı • Eskipazar • Gürpınar • Kıyıcık • Uğurlu
Köyler:
Ağaçbaşı • Ağaçseven • Aşağıkışlacık • Barış • Başköy • Bayırca • Birlik • Çaltılı • Çataldere • Çatalsöğüt • Çukurova • Dağalan • Darılı • Dereköy • Doğançay • Dumlusu • Erenköy • Esenköy • Fındıkoba • Gökçeoba • Gümüşören • Güresen • İkidere • Karabudak • Kavakpınar • Kazançlı • Keler • Kıyıboyu • Kirazköy • Kireçli • Korkut • Korucuk • Kumludere • Kurtuluş • Meyvalı • Ovacık • Örtülü • Pınaraltı • Saraçlı • Sarayköy • Sarıbey • Sarıkaya • Sefaköy • Serince • Sıraağaç • Sivrice • Söğütlü • Sugeldi • Taşhan • Tavşanlı • Tekoba • Uluağaç • Yanıktaş • Yazlık • Yemisalan

Maçka, Trabzon


İl: Trabzon ● İlçe: Maçka
Beldeler: Atasu • Esiroğlu
Köyler:
Akarsu • Akmescit • Alaçam • Alataş • Altındere • Anayurt • Ardıçlıyayla • Armağan • Bağışlı • Bakımlı • Bakırcılar • Barışlı • Başar • Coşandere • Çamlıdüz • Çatak • Çayırlar • Çeşmeler • Çıralı • Dikkaya • Erginköy • Gayretli • Günay • Gürgenağaç • Güzelce • Güzelyayla • Hamsiköy • Hızarlı • Kapuköy • Kaynarca • Kırantaş • Kiremitli • Kozağaç • Köprüyanı • Kuşçu • Mataracı • Ocaklı • Oğulağaç • Ormaniçi • Ormanüstü • Ortaköy • Örnekalan • Sevinç • Sındıran • Sukenarı • Şimşirli • Temelli • Üçgedik • Yaylabaşı • Yazılıtaş • Yazlık • Yeniköy • Yerlice • Yeşilyurt • Yukarıköy • Yüzüncüyıl • Zaferli

Sürmene, Trabzon

İl: Trabzon ● İlçe: Sürmene
Beldeler: Çamburnu (Sargon) ● Ormanseven (Seveho) ● Oylum (Vunit) ● Yeniay (Mahno)
Köyler: Aksu(Aso)● Armutlu● Aşağıovalı (Vizara)● Birlik .Dirlik (Cida)●Çiftesu ● Çimenli ●Fındıcak●GültepeGücara)●Güneyköy●Kahraman(Glima)●Küçükdere(Gorgor)●Konak●Koyuncular (Vadon)●Karacakaya●Muratlı(Zavli) ● Ortaköy ●PetekliMagavla)●Üzümlü ●Yazıoba● Yeşilköy●Yukarıovalı (Vizara)● Yokuşbaşı
Mahalleler: Aşağıçavuşlu.Zeytinlik(Halanik) ●Zarha● Merkez ●Balıklı (Civra)●Yemişli, ( (