Sakarya Meydan Muharebesi
Oca 6th
Sakarya Meydan Muharebesi:
| Sakarya Meydan Muharebesi | |||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
Sakarya Savaşı (Sergey Prisekin) |
|||||||
|
|||||||
| Taraflar | |||||||
| Kumandanlar | |||||||
| Güçler | |||||||
| 120.000 er, 3.780 subay, 57.000 tüfek, 2.768 makinalı tüfek, 386 top, 1.350 kılç, 3.800 hayvan, 600 adet 3 tonluk kamyon, 240 adet 1 tonluk kamyon, 18 uçak | 96.326 er, 5.401 subay, 54.572 tüfek, 825 makinalı tüfek, 196 top, 1.309 kılıç, 32.137 hayvan, 1.284 araba, 2 uçak | ||||||
| Kayıplar | |||||||
| 3.758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp | 5.713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp | ||||||
|
Yunan – Batı Cephesi
|
|
|---|---|
| İzmir’in İşgali – Aydın Savunması – Gediz Muhabereleri – 1. İnönü – 2. İnönü – Kütahya-Eskişehir – Sakarya – Büyük Taaruz – İzmir’in Kurtuluşu |
Sakarya Meydan Muharebesi Kurtuluş Savaşı’ndaki Atatürk tarafından çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelen Melhame-i Kübra ifadesi ile anılan muharebe.
Arkaplan
Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Yunan General Trikopis tarafından Yunan ordularına Ankara’ya harekat emri verilmişti. Savaşı Yunan tarafı kazanırsa TBMM, Sevr Antlaşması kabul etmek durumunda kalacaktı. Öte yandan yirmi dört tümen Rus askeri Kafkaslarda bu savaşın sonucunu beklemekteydi. Savaşı Türklerin kaybetmesi halinde Sevr hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilecekti.
Gelişimi
TBMM Ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebelerindeki hezimetinden sonra cephe kritik bir duruma düşmüştü. Cepheye gelerek durumu yerinde gören TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Reisi Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla arada büyük bir mesafe bırakılarak Sakarya Nehri’nin doğusu’na çekilmesine ve savunmayı bu hatta devam ettirmesine karar verdiler. TBMM, 3 Ağustos 1922‘de Genelkurmay Başkanı Mirliva İsmet Paşa‘yı azlederek, aynı zamanda Başvekil ve Milli Müdafaa Vekili de olan Fevzi Paşa’yı bu makama da atandı.22 Temmuz 1921′de Sakarya Nehri Doğusu’na çekilmeye başlayan TBMM ordusu, güneyden kuzeye 5′nci Süvari Kolordusu (Çal Dağı güneyinde), 12 nci, l nci, 2 nci, 3 ncü, 4 ncü Gruplar ve Mürettep Kolordu l nci hatta olacak şekilde tertiplendi.
14 Ağustos’ta ileri harekata geçen Yunan ordusu ise, 23 Ağustos’tan itibaren 3′ncü Kolordusu ile Sakarya Nehri doğusundaki TBMM Kuvvetlerini tespit, l’nci Kolordusu ile Haymana istikametinde, 2 nci Kolordusu ile Mangal Dağı güneydoğusunda kuşatıcı taarruza başladı. Fakat bu taarruzlarında başarısız oldular.
Kuşatma taarruzunda başarı sağlayamayan Yunan kuvvetleri, siklet merkezini ortaya kaydırarak savunma mevzilerini Haymana istikametinde yarmak istedi. 6 Eylül’e kadar süren yarma teşebbüsünde de başarılı olamayınca, bulunduğu hatlarda kalarak savunmaya karar verdi. Ancak TBMM ordusu’nun 10 Eylül’de başlattığı genel karşı taarruzla buna da mani olundu. Bu durumda Yunan ordusu için geri çekilmekten başka hal tarzı kalmıyordu. 13 Eylül’e kadar Sakarya Nehri’nin doğusunda tek Yunan askeri kalmadı. Sakarya’dan çekilen Yunan ordusu, Eskişehir-Afyon’un doğusu hattına kadar çekilerek, bu bölgede savunma için tertiplenmeye başladı.
Çekilen Yunan Ordusunu takip amacıyla harekata 13 Eylül 1921 itibariyle süvari tümenleri ve bazı piyade tümenleri ile devam edildi. Yine 13 Eylül 1921′ de Grup Komutanlıkları lağvedilerek Batı Cephesine Bağlı 1.,2.,3.,4.,5.Kolordular ve Kolordu Seviyesinde Kocaeli Grup Komutanlıkları kuruldu. Savaş, 22 gün ve gece sürmüş, 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etmiştir. Yunanlılar Ankara’nın 50 km kadar yakınından geri çekilmişlerdi
Muharebe sonrası
TBMM ordusu bu savaşta çok subay kaybetti. Ölü sayısı 5700, yaralı 17700, tutsak 415 idi. 9 Alay komutanı öldü. Yaralılar, Ankara’da hastaneler yetmeyince Çankırı’ya yaya olarak gönderildi. Yunan ordusunun kaybı daha da ağır idi. Subay ve er 15000 ölü verdiler. Yaralı sayısı 25000 kadardı. Yaklaşık olarak ordularının üçte birini kaybettiler.
Mustafa Kemal Atatürk ünlü “Hattı Müdafa yoktur, sathı müdafa vardır.Bu satıh bütün vatandır.” sözünü bu savaşa atfen TBMM’de söylemiştir.
Savaşın ardından Albay Fahrettin Altay, Albay Kazım Fikri Özalp, Albay Mehmet Selahattin Adil ve Albay Mehmet Rüştü Sakarya, Mirliva (Tuğgeneral)liğe terfi etmişlerdir. Mustafa Kemal’e ise TBMM tarafından mareşallik rütbesi ve gazi ünvanı verilmiştir.
İsmet İnönü
Oca 1st
ismet inönü
Mustafa İsmet İnönü (d. 24 Eylül 1884, İzmir – ö. 25 Aralık 1973, Ankara), aslen İran göçmeni(azeri Türkü)Osmanlı albayı ve Türkiye Cumhuriyeti‘nin eski orgenerali, siyasetçisi ve ikinci cumhurbaşkanı. Ziştovi eşrafından Zühtü Efendinin kızı olan İstanbul-Süleymaniye doğumlu Mevhibe Hanım’ın eşi. Ömer İnönü, Erdal İnönü ve Özden Toker’in babası.
Öğrenim ve İlk Görevleri
İnönü, Kurtuluş Savaşı‘na katılmış ve Lozan Antlaşması’nı imzalamış, birçok defalar başbakanlık görevini üstlenmiştir. Milli Şef olarak tek başına iktidarda bulunduğu 1938-1950 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %1.8 oranında büyümüş, bununla birlikte Türkiye’nin GSMH’si Dünya toplamının binde 6.52’sinden binde 6.43′üne düşmüştür.
1884 yılında İzmir‘de Reşit Efendi ile Cevriye Temelli Hanım’ın ikinci oğulları olarak doğmuştur. Reşit aslen Bitlis’in tanınmış Kürt ailelerinden Kürümoğulları ailesindendir. Reşit’in babası Abdülfettah Efendi Malatya’ya yerleşmiştir. Annesi Cevriye ise aslen Razgrad (Bulgaristan)’lı olup babası Razgrad ulemesindan Müderris Hasan Efendi 1870′li yıllarda İstanbul’a göç etmiştir. Cevriye ile Reşit 1880′de İstanbul’da evlenmişlerdir. İlk çocukları Ahmet Mithat ve ikincisi İsmet’in dışında Hasan Rıza ve Hayri (Temelli) adlı iki oğulları ve Semiha (Okatan) adlı bir kız çocukları olmuştur.
İsmet, İlk ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. Bir yıl Sivas’ta Mülkiye İdadisi’nde okuduktan sonra, 1897 yılında İstanbul’daki Mühendishane İdadisi’ne gitti. 14 Şubat 1901′de Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’a (topçu okulu) girip 1 Eylül 1903′te topçu teğmeni olarak bitirdi. 26 Eylül 1906′da Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne’deki 2. Ordu’nun 8. Topçu Alayında 3. Batarya Bölük komutanı olarak kurmay stajını yaptı.
1908′de 2. Süvari Fırkasının kurmayı oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909)nda Hareket Ordusu karargâhında görev aldı. 1910′da 4. Kolordu kurmaylığına getirildi ve 1911′de Yemen Kuvayi Mürettebe Komutanlığı kurmayı ve 26 Nisan 1912′de binbaşılığa yükseltilerek Yemen Kuvayi Umumiye Komutanlığının kurmay başkanlığına getirildi.
1912 – 1913 yılları arasında Harbiye Nezareti’nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede bulundu ve İkinci Balkan Savaşı’nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına getirildi. Savaştan sonra İstanbul Antlaşmasının bağıtlanmasında Bulgarlar ile müzakere eden heyete askerî danışman olarak katıldı.
1914′te Harbiye nazırlığı ve erkân-ı harbiye-i umumiye reisliğine (genelkurmay başkanlığı) atanan Enver Paşa’nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.
I. Dünya Savaşı
29 Kasım 1914′te kaymakam (yarbay)lığa yükseltirerek 2 Aralık 1914′te Genel Karargâh 1. Şube Müdürü oldu.
2 Aralık 1915′de 2. Ordu Kurmay başkanlığına getirildi ve 14 Aralık 1915′te miralay (albay) oldu.
I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak Atatürk’le birlikte çalıştı ve yıllardır süren dostlukları ile devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti.
Bu sırada Mustafa Kemal Paşa da (Atatürk) bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. İsmet Bey, 1916′nın yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. 2. Ordu komutan vekili Mustafa Kemal Paşa’nın önerisiyle, 12 Ocak 1917′de 4. Kolordu komutanlığına atandı.
Bir süre sonra İstanbul’a geri çağrıldı ve Halep’te 7. Ordu’nun oluşturulmasında görev aldı. 1 Mayıs 1917′de Filistin Cephesi’nde 20. Kolordu komutanlığına, 20 Haziran’da 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 7. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile gene yakın ilişki içinde oldu. Ancak Nablus Hezimeti sırasında bayılıp İstanbul’a gönderildi.
Kurtuluş Savaşı’na Katkıları
Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesindeki Yıldırım Orduları Grubu’nun General Edmund Allenby karşısında uğradığı Nablus Hezimetinden sonra rahatsızlanarak İstanbul’a dönen İsmet Bey, 24 Ekim 1918′de Harbiye Nezareti’nde müsteşarlığa atandı. 29 Aralık’ta Paris Barış Konferansı’na (1919) hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir oldu; 4 Ağustos 1919′da yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye müdürlüğüne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.
Albay İsmet Bey, ilk kez 8 Ocak 1920′de Ankara’ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal’le çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa‘nın (Çakmak) çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul’a gitti. 9 Nisan 1920′de Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine Ankara’ya döndü ve İstanbul’la bütün resmî bağlarını kopardı.
23 Nisan 1920′de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM) Edirne milletvekili olarak katılan İsmet Bey, 3 Mayıs 1920′de İcra Vekilleri Heyeti’nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili (o dönemde Genelkurmay Başkanlığı) görevine getirildi. Bu görevi üstlendiğinde albaydı ve kendisinden hem rütbe, hem kıdemce çok ileride komutanlar da vardı. İsmet Bey, 6 Haziran 1920′de İstanbul’da divanı-harp tarafından gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.
10 Kasım 1920′de milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi Kuzey Kesimi Komutanlığı’na atandı. Çerkez Ethem ayaklanması’nın ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak 1921′de Birinci İnönü Muharebesinde Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senedir bulunduğu Albaylık rütbesinden Mirliva rütbesine terfi etti. Mart 1921′de İkinci İnönü Muharebesindeki başarıdan sonra Fevzi Paşa TBMM kararıyla Birinci Ferik (Orgeneral) rütbesine terfi etti; İsmet Paşa ise 4 Mayıs 1921′de Garp Cephesi komutanlığına getirildi. Ancak 17 Temmuz 1921′de Kütahya-Eskişehir Muharebelerini kaybedince TBMM tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledilerek, yerine 3 Ağustos 1921′de, aynı zamanda Başvekil ve Milli Müdafaa Vekili de olan Fevzi Paşa getirildi. Türk Ordusu’nun kurtarılabilen unsurları Polatlı’ya kadar çekilerek birkaç gün sonra başlayacak Sakarya Savaşı’na hazırlandılar. TBMM’nin Ankara’dan Kayseri’ye taşınması gündeme geldi.
Daha sonra Sakarya Meydan Savaşı sırasında TBMM tarafından Başkomutanlığa getirilen Mustafa Kemal Paşa’nın maiyetinde Tuğgeneral rütbesi ile bulundu ve düşman Afyon’un güneyine kadar püskürtüldü. Büyük Taarruz’dan sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere Mudanya’ya gönderildi.
Siyasal yaşamı
Uçak kapısında tokalaşan İsmet İnönü ve Mustafa Kemal, 16 Haziran 1936
Milli Mücadele’nin sonunu belirleyen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde (3 Ekim-11 Ekim 1922) Türk tarafını temsil eden İsmet Paşa, 26 Ekim 1922′de hariciye vekili oldu. Lozan görüşmelerinde murahhas heyetin başkanlığını yaptı; yeni devletin bağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan, Sevr Antlaşması ve Mondros Mütarekesini geçersiz kılan Lozan Antlaşması’nı imzaladı.
İkinci dönem (1923-27) TBMM’de Malatya milletvekili olarak bulunan İsmet Paşa, Fethi Bey’in (Okyar) kurduğu İcra Vekilleri Heyeti’ne gene hariciye vekili olarak girdi. 23 Ağustos’ta Lozan Antlaşması’nın TBMM’de kabulü, siyasal-diplomatik başarılarının en önemlisi oldu.
29 Ekim 1923′te Cumhuriyet’in ilanı ile sonuçlanan süreçte, Mustafa Kemal’le yakın siyasal işbirliği içindeydi. İlk Cumhuriyet hükümetini kurdu (30 Ekim); aynı zamanda Halk Fırkası (sonradan Cumhuriyet Halk Partisi-CHP) genel başkan vekilliğini üstlendi.
İsmet Paşa’nın ilk başbakanlık döneminde Cumhuriyetin ilk devrimleri yapılmaya başlandı. Öğretimin Birleştirilmesi, Halifeliğin Kaldırılması ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması (3 Mart 1924) bu dönemde gerçekleşti. Muhalefet partisi olarak kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Çankaya’ya olan aşırı muhalefeti’ni hükümet üzerinden yürütmesi üzerine cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ile anlaşarak 8 Kasım 1924′te başvekillikten istifa etti. 21 Kasım 1924′te yeni hükümeti Fethi Bey kurdu.
Doğudaki Şeyh Said İsyanı üzerine isyana müdahelede geç kalan Fethi Bey istifa etti. 3 Mart 1925′te İsmet Paşa cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ayaklanmanın bastırılmasında hükümet başkanı olarak önemli rol oynadı. 6 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun Kanunu’nun yürürlüğe koyarak İstiklal Mahkemeleri’nin tekrar kurulmasını sağladı. Bu kanuna dayanarak tüm muhalefet partilerini ve muhalif gazeteleri kapattırdı. Bu arada askeri görevi de devam ederken 1926 yılında Orgeneral rütbesine terfi ettikten sonra askerlikten emekli oldu. Bu tarihten sonra, yeni devletin oluşumunda Mustafa Kemal ile birlikte en önemli siyasal kişilik olarak belirdi.
1934′te Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, 1924′ten 1937′ye değin başvekillik görevini aralıksız sürdürdü. Bu dönemde ülkedeki bütün önemli siyasal gelişmelere damgasını vurdu, devrimlerin ilanında ve uygulanmasında, iktisat politikasında devletçilik ilkesinin kabulünde ve uygulanmasında,yeni devletin kurulmasında çok önemli rolü oldu.
Dersim İsyanı’nın bastırılmasından sonra Eylül 1937′de aralarındaki bazı görüş ayrılıkları yüzünden Atatürk tarafından Başvekillikten azledildi. CHP’nin genel başkan vekilliğinden de alındı.İnönü başvekillikten ayrılınca yerine Celâl Bayar atandı. İnönü bu dönemde yalnızca TBMM’de Malatya milletvekili olarak görev yaptı.
Cumhurbaşkanlığı ve çok partili dönem
İsmet İnönü (19 Mayıs 1941 tarihli ‘Time’ dergisi kapağı
İsmet İnönü, Atatürk’ün ölümü üzerine 11 Kasım 1938′de TBMM tarafından Cumhurbaşkanlığına seçildi. Cumhurbaşkanlığının yanı sıra kayd-ı hayat şartıyla CHP genel başkanlığına da getirildi. CHP’nin 26 Aralık 1938′de toplanan I. Olağanüstü Kurultay’ında partinin “değişmez genel başkan”ı seçildi. Ayrıca CHP kurultayı tarafından kendisine “Milli Şef” sıfatı verildi. Bundan sonra para ve pulların üzerindeki Atatürk resimleri kaldırılıp onların yerine yeni Milli Şef’in portreleri kullanıldı.
Cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra başlayan II. Dünya Savaşı (1939-1945) döneminde İnönü, ülkeyi savaştan uzak tutmaya çalıştı. Savaş yıllarındaki ekonomik ve toplumsal sıkıntılar ise, dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Varlık Vergisi uygulaması hayata geçirildi. Yine bu dönemde Hasan Ali Yücel’in öncülüğündeki Köy Enstitüleri kuruldu. Bu enstitüler kapatılana kadar 20.000 öğrenci köy öğretmeni olarak eğitildi. Ayrıca cumhurbaşkanlığı döneminde müziğe özel yeteneği olan küçük yaştaki çocukların bu konuda iyi bir eğitim almasını sağlamak için çıkardığı Harika Çocuklar Yasası ile İdil Biret, Suna Kan gibi sanatçıları kazandırmıştır.
II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. İkinci Dünya Savaşı galiplerinden olan Sovyetler Birliği’nin lideri Stalin’in Türkiye’den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış’ı istemesi, Türkiye’yi, savaşın diğer galipleri Amerika ve İngiltere ile daha yakın ilişkilere mecbur etti. Bu askeri ve ekonomik desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye’de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve Milli Şeflik, “5 yıllık kalkınma planları” ve Köy Enstitüleri gibi Sovyetler Birliği benzeri uygulamaların kaldırılmasını talep etti.
1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisinden sonra 1946′da kurulan Demokrat Parti ile çetin bir seçim yarışına girdi. 1946 yılında yapılan TC tarihinin ilk çok-partili seçiminde “açık oy, gizli tasnif” metodu kullanıldı, ve CHP bu seçimlerde iktidarını devam ettirdi.Ancak seçimlerde kullanılan sistem yüzünden seçimlerin bir şekilde şaibeli olduğu idda edilmektedir.
14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde CHP %40, DP ise %52 oy aldı. Bunun üzerine CHP iktidarı DP’ye bırakırken, İsmet İnönü de cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve ana muhalefet partisi genel başkanı olarak siyasal rolünü sürdürdü. On yıllık muhalefet döneminde, 1954 ve 1957 seçimlerini de kaybetmesine karşın partisinin başında kaldı ve iktidarın zamanla sertleşen siyasal baskılarına rağmen, CHP’nin yeniden güçlenmesine katkıda bulundu.
DP, 1960 yılında 27 Mayıs Darbesiyle iktidardan uzaklaştırıldı. Yeni anayasa kabul edilip, 15 Ekim 1961 genel seçimlerinden CHP tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamasa da, birinci parti olarak çıkınca, İnönü yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Bu dönemde CHP-AP, CHP-YTP-CKMP ve CHP-Bağımsızlar koalisyon hükümetlerine başkanlık etti. Yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı biçimde işlemesi için çaba gösterdi.
27 Mayıs Darbesinin doğurduğu sorunlarla da uğraşarak 22 Şubat 1962 ayaklanması ve 20 Mayıs 1963 ayaklanması girişimlerinin önlenmesi çabalarında cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay ile birlikte yardimci oldu. 1964 Kıbrıs olayları sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’nin adaya müdahalesini engellemesi üzerine dış politikada çok yönlü arayışlara girdi.
İlk Devlet Araştırma Kütüphanesi Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun kurulmasi, planlı ekonomiye geçiş, Devlet Planlama Teşkilatı’nin kuruluşu, 5 yillik kalkınma planları, sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Ankara Antlaşması ve takip eden sene Ortak Pazar üyeliği, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurulması, Milli İstihbarat Teşkilatı yasasi ve düzenlemesi, Milli Güvenlik Kurulu’nun başlangıç ve geliştirilmesi, Türk ordusunun modernizasyonu, İran, Pakistan ile birlikte bölgesel kalkınma organizasyonunun kurulmasi, Avrupa ve Orta Asya memleketlerini bağlayan mikrodalga radyo iletişim ağı kurulmasi, Devlet İstatistik Enstitüsü ile Turizm Bakanlığının kurulması, Güneydoğu Anadolu’nun kalkınma ve geliştirilmesi planları, Basın Yayın Yüksek Okulunun ilk kuruluşu İsmet İnönü’nun Başbakanlığı ve Cemal Gürsel’in cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde gerçekleştirildi.
İsmet İnönü Lahti, Anıtkabir
İnönü hükümeti, TBMM’de yapılan bütçe oylamasında ret oylarının kabul oylarından fazla çıkması üzerine istifa etti.6 Şubat 1965′te yerini Suat Hayri Ürgüplü hükümetine bıraktı. 10 Ekim 1965 seçimlerinde partisinin seçimi kaybetmesi üzerine, parti içi görüş ayrılıkları derinleşti. İnönü’nün desteklediği “ortanın solu” politikasının CHP tarafından benimsenmesine rağmen 1969 yılında yapılan genel seçimleri de kaybetti.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Mart 1971′deki müdahalesinden sonra, CHP’nin tutumu konusunda parti içinde önemli görüş ayrılıkları belirdi ve İnönü parti genel sekreteri Bülent Ecevit’le anlaşmazlığa düştü. Ecevit’e göre, müdahalenin amacı, CHP içinde egemen olan “ortanın solu” politikasına son vermek ve partinin iktidar olmasını önlemekti. İnönü ise, müdahaleyi onaylamıyordu ve müdaheleden 2 gün sonra CHP grubunda çok sert bir konuşma yaptı ancak yine de ortamın yumuşaması için yeni kabineye bakan vermeyi kabul etti. Yeni kurulacak hükümete partinin üye verip vermeyeceği konusunda beliren anlaşmazlık sonucunda Ecevit istifa etti. Ecevit’le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, Mayıs 1972′de toplanan V. Olağanüstü Kurultay’da, politikasının partisince onaylanmaması durumunda istifa edeceğini açıkladı. Kurultayda parti meclisi Ecevit’in yanında yer alınca da 8 Mayıs 1972′de CHP genel başkanlığından ayrıldı. Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan olan İnönü 4 Kasım 1972′de CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972′de de milletvekilliğinden istifa etti. Başvurusu üzerine tabii senatör olarak Cumhuriyet Senatosu’nda görev aldı.
25 Aralık 1973′te ölen İnönü 27 Aralık’ta devlet töreni ile Anıtkabir’de toprağa verildi. Anılarının bir bölümünü Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918 (1968) adı altında toplamış, ayrıca çeşitli tarihlerdeki söylev ve demeçlerini içeren İsmet Paşa’nın Siyasi ve İçtimai Nutukları, 1920-1933 (1933), İnönü Diyor ki (1944), İnönü’nün Söylev ve Demeçleri I, 1920-1946 (1946) gibi kitapları yayımlanmıştır.
TURGUT ÖZAL başbakan ve cumhurbaşkanı
Ara 18th
TURGUT ÖZAL
Babası Malatya/Çırmıktı’lı Ünlüoğulları’ndan[6] Mehmed Sıddık banka memuru, annesi Hafize Hanım ilkokul öğretmeniydi.[7] Bir dönem sonra Silifke’ye taşındıktan sonra, pilot olmayı isteyen Özal eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlanınca bir kolu biraz daha kısa kalmış ve pilotluk hevesi de böylelikle sona ermiştir.[8]
Eğitimi [değiştir]
4 yaşındayken Bilecik’in Söğüt ilçesine taşınan Özal, ilköğrenim hayatına burada başladı. Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştiren Özal, ortaokulu Mardin’de bitirir. Mardin’de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi’nde eğitimine devam eden Turgut Özal bu dönem içerisinde kardeşi Korkut Özal da ona eşlik etmiştir. Son olarak Kayseri Lisesi’nde lise eğitimini bitiren Özal, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ni burslu olarak okur. 1950 yılında mezun olur. Mühendislik yapar ve sonra siyasete girer.
Aile Hayatı [değiştir]
Turgut Özal, ailesinin isteğiyle evlendiği Ayhan İnal’la 1952 yılında kısa süreli bir birliktelik yaşadı.[9] Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde sekreter olarak görev yapan Semra Yeyinmen[10] ile evlendi. Bu evlilikten sonra Ahmet, Zeynep ve Efe adında üç çocuk sahibi oldu
Kariyeri
.
Evlendikten sonra, Amerika’da ihtisas yapmaya giden Özal ekonomi branşında eğitim alır.
Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı (ya da Genel Direktör Teknik Müşaviri; kayıtlar arasında ikilem mevcut) olur ve Türkiye’de elektrifikasyon üzerine projelerde çalışır.
1958 yılında Planlama Komisyonu’nda sekreterya görevini yaptıktan sonra 1959 yılında Ankara Ordanat Okulu’nda yedek subay olur. Dönemin Devlet Su İşleri Genel Müdürü (ve 33 sene sonra 9. Cumhurbaşkanı seçilecek olan) Süleyman Demirel de, 27 Mayıs darbesinden hemen sonra askere alınır ve yedek subay öğrencisi olarak aynı kurumda çalışır. ANAP kayıtlarına göz gezdirecek olursak, Özal’ın ona komutanlık ve öğretmenlik yaptığını görebiliriz. Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluşunda çalışan Özal, 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel’in danışmanı olarak görev yapar. 1967 yılında DPT Müsteşarı olan Özal o dönem yaptığı yolsuzluklarla gündeme gelmiş, DPT’deki faaliyet ve düzenlemeleri dolayısıyla kendisi ve grubu “Takunyacılar” olarak anılmıştır.[6] 12 Mart 1971 darbesinden sonra 1973 yılına kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde danışman olarak çalışan Özal yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere birçok sektördeki, birçok şirket için yönetici olarak çalışır (Sabancı Holding’deki görevinin Genel Koordinatörlük olduğu ileri sürülmektedir).
1977 Genel Seçimleri’nde Milli Selamet Partisi’nden İzmir milletvekili adayı oldu; ancak seçilemedi[11]. 43. Hükümet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar vekilliği görevlerine getirildi. 24 Ocak Kararları’nın mimarı olarak görev yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülend Ulusu Hükümeti’nde ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığı görevine getirilir. Bu göreve getirildikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa etti.
Turgut Özal’ın başbakanlık dönemi, bir kardeşinin bakan, bir kayınbiraderinin bakan, bir kardeşinin milletvekili, oğlunun büroktrat ve IMF çalışanı ve bir çok akrabasının yüksek yerlerde olması ile dikkat çeker. [6] Turgut Özal Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hem DPT Müsteşarlığı hem de Başbakanlık Müsteşarlığı yapmış tek başbakanı ve cumhurbaşkanıd
BALIKESİR’İN İLÇE VE KÖYLERİ
Ara 7th
Balıkesir’in ilçe ve köyleri:
-
Bu madde Balıkesir il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Balıkesir (anlam ayrım) sayfasına gidiniz.
Balıkesir ili, Türkiye Cumhuriyeti‘nin Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde, topraklarının bir kısmı ise Ege Bölgesi’nde yer alan, hem Marmara hem de Ege Denizi‘ne kıyısı bulunan bir ildir. Türkiye genelinde ise iki deniz ile komşu olan sadece 6 il vardır.[2] İl, Kuzeybatı Anadolu’da bulunmaktadır. Doğusunda Bursa ve Kütahya illeri, güneyinde Manisa ve İzmir illeri ve batısında Çanakkale ili vardır.[3] Ayvalık ilçesinden de Yunanistan‘ın Midilli Adası‘na komşudur.[4] Merkez ilçesi dahil 19 ilçeden oluşmaktadır. Yüzölçüm bakımından en büyük 12. il, 2008 nüfus sayımına göre de 1.130.276 kişiyle Türkiye’nin en kalabalık 17. ilidir.[5]
Tarihte genellikle Misya ve Karesi adlarıyla bilinen Balıkesir yöresi, zamanla Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karesi Beyliği ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup bamya, börülce, kavun, zeytin, zeytinyağı, kelle peyniri gibi zirai ürünleri ile ayrıca daha çok yerli turizmde öne çıkan sahil kasabalarıyla meşhurdur. Yağcıbedir halısı, kolonyası, kaymaklısı, kozak üzümü, ayvalık tostu ve höşmerimi diğer bilinen yöresel ürünleridir.
Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı‘nın ilk jet üssü olan 9. Ana Jet Üs Komutanlığı ile 6. Jet Üs Komutanlığı Balıkesir ilinde bulunmaktadır.
Bandırma Güney Marmarada bulunan şehirleri içerisinde ulaşım yönüyle en zengin olanlarındandır. Bandırma-İstanbul arası yolcu ve araç taşıması yapan Hızlı Feribotlar, Bandırma-Tekirdağ, Bandırma-İstanbul arası araç taşımacılığı yapan ro-ro gemileri deniz ulaşımını sağlarken diğer taraftan Bandırma-İzmir hattında çalışan hızlandırılmış iki farklı ekspress tren de demiryolu ulaşımında önemli rol oynamaktadır. Bu şekilde İstanbul-İzmir arası transit ulaşım sağlanmaktadır. İlçede sivil hava alanı bulunmamaktadır ancak, askeri amaçlı kullanılan ve Türkiyede en önemli F-16 üsleriden olan 6. Ana Jet Hava Üssü yer almaktadır. Karayolları Bandırma’yı Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve buradan da Anadolu ve Trakya’ya bağlar. Yaz mevisiminde özellikle İstanbul güzergahından epeyce turist akınına uğrayan ilçe, ulaşım konusunda önemli rol oynamaktadır. Bu yönüyle İstanbulun Anadoluya, özellikle de güney bölgelerine açılan kapısı görevini üstlenmektedir. İstanbul-İzmir arasındaki mesafe Feribot ve Hızlı Tren kompleksiyle yaklaşık 6,5 saatlik bir süre zarfında alınabilmektedir. İleride açılacak olan yeni demiryolu hatları ile Bandırma-Bursa ve Ankara bağlantıları da mümkün hale getirilecektir. Bandırma’ya en yakın uluslararası havalimanı İstanbul Yeşilköy’de bulunan Atatürk havalimanı’dır. Ayrıca Bursa-Yenişehir havaalanından da yurt içindeki diğer bazı şehirlere ulaşmak mümkündür. Bandırma’nın bazı il ve ilçelere olan mesafeleri:
- Erdek – 22 km
- Gönen – 45 km
- Susurluk – 50 km
- Balıkesir – 90 km (il merkezi)
- Bursa – 90 km
- Gemlik- 120 km
- Çanakkale – 160 km
- Yalova – 155 km
- Eskişehir- 250 km
- Ayvalık – 225 km
- İzmir – 265 km
- İstanbul-340 km
- Ankara – 480 km
- Antalya- 600 km
- İskenderun- 1070 km
- Tatvan- 1560 km
- Sinop- 850 km
- Karacabey- 45 km
- Adapazarı- 310 km
| Ayvalık | 1928 | 265 km² | 4 | Burhaniye |
| Balıkesir | 1923 | 1.454 km² | 7 | |
| Balya | 1923 | 936 km² | 2 | |
| Bandırma | 1923 | 592 km² | 5 | |
| Bigadiç | 1944 | 1.028 km² | 3 | Merkez |
| Burhaniye | 1923 | 280 km² | 3 | |
| Dursunbey | 1923 | 1.948 km² | 3 | |
| Edremit | 1923 | 731 km² | 5 | |
| Erdek | 1928 | 260 km² | 3 | Bandırma |
| Gömeç | 1991 | 223 km² | 2 | Burhaniye |
| Gönen | 1923 | 1.118 km² | 2 | |
| Havran | 1959 | 543 km² | 3 | Edremit |
| İvrindi | 1944 | 761 km² | 3 | Merkez |
| Kepsut | 1953 | 908 km² | 3 | Merkez |
| Marmara | 1987 | 117 km² | 2 | Erdek |
| Manyas | 1936 | 593 km² | 3 | Bandırma |
| Savaştepe | 1954 | 409 km² | 2 | Merkez |
| Sındırgı | 1923 | 1.378 km² | 3 | |
| Susurluk | 1926 | 645 km² | 3 | Merkez |
İzmir Marble Fuarı
Kas 16th
İZMİR FUAR‘ına gittik. Taş fuarıydı basmanede İZMİR‘İN güzel bir semti oteller, barlar, lokantalar akşam güzel oluyor. Hayvanat bahçesi gitik. Ondan sonra, TAŞ FUARI uluslar arası her ülkeden insan vardı. Her şirket ürünlerini sergilemiş cok güzel ÜRÜNLER, MERMER, TRAVERTEN, GRANİT, LİMESTONE o kadar güzel ki insan hayran kalıyor. Binlerce ziyaretci kime baksam güler yüz,stantlar cok güzel,ürünleri sergilemişler.Buroşürler,kartlar dağıtıyorlar.Türkiye’nin her yerinden gelmişler. Binlerce çeşit,mermer getirmişler.Biraz yorulduk oturduk,dışarı cıktık,yemek yedik.Basbane gezdik,sokakları kayrak taşı yapmışlar.Biraz gezdikten sonra tekrar fuar’a döndük.Bir iki firmayla tanıştık.